Köpeği ile yasayan bir genç İstanbul'da bir bahçe kati daire kiralar.
Dairenin önünde bir teras vardır.
Yan dairede de ev sahibi yaslı kadın ve oğlu oturmaktadır.
İki dairenin teraslarından birbirine geçilebilmektedir.
Kiracı genç taşınırken ev sahibinin oğlu kiracıya söyle der:
"Köpeğinize ne olur dikkat edin, annemin tavşanına birşey yapmasın.
Annem yaşlı, o hayvana da çok bağlandı, birşey olursa tavşana yaşayamaz.
Tavşanın kafesi terasta duruyor, aman dikkat....". Kiracı da dikkat edeceğini söyler.
Gel zaman git zaman, köpek ve tavşanın birbirileri ile hicbir sorunu
olmaz, beyaz tavsan da iyice buyur. Tavsan bazen kafesinde duruyor,
bazende terasta dolaşıyordur.
Bir gece köpek ağzında birşey ile sahibinin yanına gelir. Sahibi bir de
bakar ki köpeğin ağzındaki şey ev sahibinin beyaz tavşanı, ama ölü ve
çamur içinde!
Kiracı paniğe kapılır, ölü tavşanı alıp bir güzel yıkar, tüylerini saç
kurutma makinesi ile kurutup kabartır ve usulca yan terasa süzülüp
tavşanı kafesine bırakır.
O gece, suç üzerine kalacak korkusu ile köpeği alıp annesine gider.
Bir hafta sonra döndüğünde ev sahibin oğlunu görür. Genç kederlidir.
Kiracı tedirgin tedirgin ne olduğunu sorar.
Ev sahibinin oğlu cevap verir:
"Siz yoktunuz tabi, bilmiyorsunuz... annem vefat etti...".
Kiracı suçlulukla yutkunarak sorar: "Başınız sağ olsun, nasıl vefat etti anneniz?".
Ev sahibinin oğlu cevap verir: "Tavşanı beslemeyi unutmuşuz, hayvancağız ölmüş.
Annemle birlikte tavşanı bahçeye gömdük.
Ertesi sabah annem tavşanı hortlamış, kafesinde görünce kalbi dayanmadı zavallının....."