Yıl 2029, kızım 18, ben 51 yaşındayım...
'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmış neden şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var?
İki arkadas okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk, o atlasta görduk, daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye toprağı imiş, şimdi neden o haritanin 1/5'ine Türkiye diyoruz?
Eskiden her mahallede 1 yada 2 cami varken, şimdi neden her ilde bir cami var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış, günde 5 defa camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba?
Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak İsrail'in kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da, topraklarımızı sattırıp şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz. Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz. Günden güne topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba?
Baba küçükken herkesin beni Aybüke diye çağırdığını hatırlar gibiyim şimdi neden bana Angel diyorlar, beni kulağıma Angel ismini ezanla senmi söyledin?
Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Hergün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi! mi getirdiler baba ? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğrettiler sanki.
Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliğinden kalan. Biz Ankara'ya taşınmazdan önce
memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317 şehit vererek 'Gazi' lik unvanını kazanmış. Neden şimdi oraya kürdistan diyorlar baba.
Baba hani sizlere kürtlerle Türkler kardeştir demişler, peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular.
Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmisti. O büyük bir LİDER'miş ve 1933'te Bursa'da bir nutuk vermiş, ben şimdi bile ne kastettiğini anlayabiliyorken, sizin gençliğiniz bu kadar mı cahildi de o uyarıları dikkate almadınız.
Şimdiki kürdistan toprağında yer alan Süleymaniye'de askerimizin başına çuval geçirmişler ve sen o
dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba. Neden hesap sormadınız bunları görmezden gelen yöneticilerinize ?
O az önce bahsettiğim Atatürk size bir hitabe yazmış ve sizi hain yöneticilere ve uşaklara karşı uyarmış ve hitabenin sonunda da 'Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.' demiş. Baba kanınız o
kadar bozuk mu ki ulkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapışmadınız.
Baba Türkiye'li ne demek, biz Türk çocuğu değil miyiz, soyumuz belli değil mi bizim, o kitapta
okumuştum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu değilim. Türküm demek suçsa ve kötü bir şeyse siz eskiden neden söylerdiniz.
Baba biz Kurtuluş Savaşı denen bir şey yaşamışız, kitaba göre dünyanın gördüğü en şanlı savasmış ve o savaşta 4 milyon şehit vermişiz. Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar şehit verdiniz.
Hiç mi kitap okumadınız, hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi göremediniz ülkemizin pesşkes çekildiğini, eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı. Allah'ın
huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba. 'Vatan sevgisi imandandır' diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklüğünüzden vazgeçtiniz bari İslam'ın emrine uysaydınız.
Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir İstiklal Marşımız varmış, o marşı yalnızca körü körüne ezberlediniz mi? Atalarımız sizi her firsatta uyarmış, demiş ki 'Ey Türk titre ve kendine dön.'
Baba ne zaman titreyeceksiniz, Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yil önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi.
Baba sen son bağımsız olan Turkiye Cumhuriyetini gördun.'Ya devlet başa,ya kuzgun leşe' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir şehit şahin, bir Sütçü İmam yok muydu aranızda?
Yazıklar olsun baba sizin gençliğinize!
Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba. Türklüğünüzden utanmadınız hiç olmazsa insanlığınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa...
*SEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ?'
Alıntı.
Aşk bahçesinin yanık bülbülü Hazreti Mevlana'nın, Peygamberimiz'in (sav) üstün vasıflarıyla alakalı olarak:
Nebiler Sultanı'nın (sav) vasıflarının şerhini. eğer ben devamlı, durmadan söylesem, yüzlerce kıyamet geçer de o yine bitmez. " dediğini...
Sahabi efendilerimizden Amr bin As'ın (ra): "Benim gözümde Resulullah'dan (sav)daha sevgili, benim gözümde Ondan daha büyük bir kimse yoktur. Ne var ki, Ona olan tazimimden gözüm doya doya Ona bakamıyordu " dediğini. . .
İmam Kurtubi'nin de "Nebiler Nebisi'nin (sav) güzellikleri bize tamamıyla gösterilmemiştir. Gösterilmiş olsaydı, gözlerimiz Ona bakmaya takat getiremezdi " diyerek İki Cihan Saadet Güneş’inin güzelliklerini bir nebzecik olsun anlatmaya çalıştıklarını.Biliyor muydunuz?
YEMESİ KOLAY OLSUN DİYE
Timur'un hesaplarıyla ilgilenen memur hesaplarda yanlışlık yaptığı anlaşılınca;Timur yanlışlık yapılan kağıtları önce memura yedirmiş daha sonra yerine Nasrettin hocayı getirmiş.Hoca göreve geldikten sonra hesapları yufkaların üzerine yapmaya başlamış.Bunu gören Timur şaşkınlıkla hocaya sormuş:
“Neden hesapları yufkaların ezerine yapıyorsun?”
Hoca,şöyle karşılık vermiş Timur’a;
“Neden olacak,yemesi kolay olsun diye....”
İMAM ŞAMİL
Tarihimizde “Kafkas kartalı” diye geçmiş bulunan İmam Şamil yüz binlerce Rus ordularını birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştıran kahramandır.Üstat Şeyh Celaleddin Efendinin dizi dibinde Tarik-ı Nakşibendiyyenin âb-ı hayat pınarından kana kana içmek suretiyle menaviyatın zirvesine yükselirken, sol eliyle kullandığı kılıcıyla tek başına ordulara göğüs germek gibi bu dünyanın en büyük zevklerine de tatmaktan geri durmamıştır. Az bir kuvvetle uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini, esaretinden sonra aynı şekilde devam ettirmiştir. Ruslara esir düştüğünde;
Yemek esnasında, İmam Şamil’in iştahlı iştahlı yemek yediğini gören çar’ın:
“kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum” demesi üzerine etrafındakilerin kahkahaya boğuşları uzun sürmemiş Kafkas Kartalı:
“Çar hazretleri kaygılanmayınız. Ben elhamdülillah müslümanım ve domuz eti yemem haramdır.”
ŞERİATÇI DOKTOR-BİR SİNİR UZMANI
Dr. Rahmi Duran vardı.Anarşistler oğlunu kaçırmış, büyük para sızdırmışlar. Bir hanım hasta götürmüştüm.
Muayene için, başını açmasını söyledi doktor. O açmadı. Ben de öylece muayene etmesini söyledim. Sert çıkınca
-Bu Şeriatın emri dedim. Bu sefer mesleğimi sordu. İmam-Hatip kelimesine takıldı.
-İmam Hatipler hep böyle dedi. Ayıplamaya kalkınca hemen aklıma geldi.:
-Galiba senin oğlunu da imam hatipliler kaçırmıştı,dedim....Adamın gözleri yerinden fırladı. İki elini, idam ipi yapıp konuştu:
-Ne fayda şeriat yok ki, namussuzları hık diye boğsun!... Ben son fırsatı yakalamıştım:
-Ne o doktor? dedim, bir anda Şeriatçı kesildin...
Demek bunalınca baş vuruyorsunuz, yoksa şeriat düşmanısınız!
HASANIN RÜYASI
Hasan sakin, yıllarca okullarda memurluk yapmış. Öyle ki rüyasında bile idarecelirle tartışıyor. Bir gün:
-Falan....muavine kızdım ve erkeksen cevap ver, diye bağırdım ve sesime uyandım, dedi.
Ben de:
-Sen de erkeksen, uyanmayaydın da muavinin cevabını göreydin,dedim.
BENDE BİLİRİM
Yavuz Sultan Selim Han diğer Osmanlı padişahları gibi,sefer yapacağı yeri saklı tutar,kimseye söylemez ve hatta askerleri bile nereye gittiklerini bilmezdi.
Yine bir gün sefer hazırlıklarını başlatan Yavuz,ısrarla paşalarından biri nereye sefer yapıldığını öğrenmek ister.Bu ısrar üzerine:
-Paşa,sen sır saklamasını bilir misin?
-Evet,Padişahım;hem de çok iyi sır saklarım.
Bunun Üzerine Padişah:
-“Ya öyle mi,Bende bilirim” der.
BEN KİMİM
Büyük bir zat, makamı yüksek olan amire karşı hürmet etmeyince, Amir;
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun? der.
O büyük zat şu cevabı verir:
-Başı pislik(meni), sonu leş olan, ikisi arasında bir hamalsın!
BEN VERİRİM
Zengin ve soylu olan biri,tek kişinin geçebileceği kadar küçük olan bir filozoflo karşılaşınca:
-“Ben bir serseriye yol vermem” deyince,Filozof:
-“Ben veririm..!”
DÜNYALAR KADAR
Babama sordum:
-Babacım beni ne kadar seviyorsun?
Babam cevap verdi;
-Oğlum,seni dünyalar kadar seviyorum.
-Peki dedim, babacığım dünyanın değeri ne kadardır?
-Beş para etmez oğlum..!
ZİKİR
Nasrettin hoca kurnazlığıyla, aklıyla, hazır cevaplılığıyla tanınan bir simadır. Muhatabının sözünün altında kalmaz, ona en mükemmel cevap vermesiyle de meşhurdur. İşte size bir örnek:
Nasrettin hoca bir iş işin şehre iner. İşi uzun sürdüğü için bir gün daha kalmak zorunda kalır. Geceyi geçirmek için, başka yerde kalacak bir mekan bulamadığı için, virane bir Han’da geceyi geçirmek üzere gider.
Sabah olunca Nasrettin hoca, han sahibinin yanına gider:
-“Yahu gece sabaha kadar yatamadım.” der.Hancı;
-“Hayrola hoca efendi, niçin yatamadınız?” Nasrettin hoca;
-“Sabaha kadar duvarlar gıcırdadı, korktum ya... Ve sesten yatamadım.”
Hancı uyanık, şöyle cevap verir:
-“Yahu Hoca, sen bize canlı, cansız her şey Allah’ı zikreder diye söylememiş miydin?”
Hoca:
-E evet!
Hancı:
-“İşte senin de bize bahsettiğin gibi, sabaha kadar duyduğun o gıcırdama sesleri duvarın Allah’ı zikretmesinin sesidir.” der.
Bu uyanık cevap üzerine Hoca şu cevabı verir:
-“Tamam ya işte, ben de zikirden coşup duvarın secdeye gitmesinden korktum”.
Öküz Ahmet Paşa
Osmanlı paşalarından, Öküz Ahmet paşa lakaplı bir paşa vardır. Bir gün bütün paşaların bulunduğu bir çadırda toplantıda bulunurken, çayırda otlayan münasebetsiz bir öküz, çadırın içerisine başını sokar;
-“Mööö, möööö,” der.
Çadırda bulunan bütün paşalar bıyık altından gülmeye başlar. Paşaların kendine malum lakaptan güldüğünü fark edince, paşalara dönerek;
- Paşalar! Az önce içeri giren öküz ne dedi biliyor musunuz.? O öküz bana dedi ki;
- “Yahu, hadi sen bizdensin...Peki bu Eşeklerin içinde ne işin var”
Cevaba bak
Necip fazıl kısakürek, sakal bırakmaya karar verir ve bırakır. Sakallı halini görenler şaşırırlar. Hatta bazıları hakaret etmek bile ister. Fakat üstad bu. Hiç lafın altında kalır mı? Adama laik olduğu cevabı verir. Üstadın sakallı halini gören biri, üstada hakaret etmek için karşısına geçip sakallı halini kasderek;
-“Yahu Maymuna dönmüşsün!” der.
Bu söz üzerine üstad adama haddini bildirir:
-“Öylemiii, peki o zaman arkamı döneyim!.."
"Üstüne etme!"
Başka bir gün, Necip Fazıl hoşlanmadığı birisiyle yemek yemek zorunda kalmış.Yemek için bir lokantaya gidip, normal bir masaya oturmuşlar. Garson siparişleri almak üzere masalarına gelip;
-Hoş geldiniz efendim, ne alırsınız, ne arzu etmiştiniz? diye sorar.
Necip Fazıl ile yemeğe gelen adam siparişini verir;
-Pilavın üstüne et!
Bunun üzerine garson Necip Fazıl dönerek siparişini sorar; Üstad da şöyle der;
-Benim, pilavın üstüne etme!
Yıllar sonra cocuk evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş.
Birgün, gecenin bir yarısı saat 3:30 civarları telefonu çalmis. Telefondaki ses,annesinin sesiymiş.
Çocuk ;
- Ne var Anne, ne istiyorsun bu saatte, neden beni rahatsız ediyorsun.Sabah arasan olmaz mıydı gibilerinden, annesini azarlayıcı sözler sarfetmiş.
Annesi, biraz buruk, biraz da ağlamaklı bir ses tonu ile..
- Bundan 25 yıl önce de bir gece yarısı 3:30 da sen beni rahatsız etmistin.
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM.
Türkiye'de hiç bir zaman döviz üzerinden borçlanma.
Başbakan dahil hiç bir siyasi liderin veya bakanın demecine inanıp işlerini onlara göre sakın düzenleme
Hiçbir zaman acele karar verme ve verdiğin karardan kolay geri dönme.
Arkadaşına kefil olmak yerine, eğer olanaklıysa ona borç vermeyi teklif et.
Eğer bir mal satman gerekiyorsa mümkünse vadeli satma, peşin sat, hatta biraz zarar etsen bile böyle yap.
Kredi kartı şifreni banka görevlisi olsa bile kimseye söyleme ve "atm" makinası kullanırken de çevredeki kişilere gösterme.