SELAM ARKADASLAR SITEMDE HOSCA VAKIT GECIRMENIZ DILEGIYLE...

İşte Nezaket

  • 25/2/2008
Kanuni, Süleymaniye Cami’nin temelini atarken yanında bulunan Şeyhülislam Ebusuud Efendi’ye:
-Üstadım, dedi, bu işe benden daha layıksınız, yapılacak caminin temel taşını siz koyunuz. Bir şaheser olan Süleymaniye Cami bittikten sonra ise Mimar Sinan’a:
-Bu cami-i şerifi sen yaptın. Kapılarını ibadete açmak senin hakkındır, demiştir.

Fatih Sultan Mehmet Kızdıran Sual

  • 25/2/2008
Fatih Sultan Mehmet sefere giderken nereye gidebileceğini kimseye söylemezdi. Fatih gene bir sefere hazırlanırken kadılardan biri kendisine:
-Şevketlü sultanım, dedi, acaba sefer-i hümayununuz ne tarafadır?
Fatih bu soruya kızdı ve kadıya şöyle dedi:
-Hoca efendi, sakalımın tellerinden biri yapmak istediğimi bilmiş olsaydı, onu hemen koparır ve yakardım.

Türkiye'deki ilginç yer isimleri

  • 15/2/2008
Türkiye’de bazı köy, mahalle ve sokaklar, isimlerinin ilginçliği ve bu isimlerin konulmasına neden olan olaylar bakımından dikkat çekiyor.
Denizli’nin Kale ilçesine bağlı Kurbağalık köyünün, bu ismi şive bozukluğu nedeniyle aldığı ifade edildi.
Köy Muhtarı Adem Öbelik, bir araştırma sonucu, Toroslar’dan gelen "Sarı Keçeliler" lakabıyla anılan üç yörük ailesinin 1359 yılında buraya yerleşmesiyle yerleşik yaşamın başladığının belirlendiğini söyledi.
Buraya yerleşen ailelerin gül ve bağ bahçeleri oluşturduğunu kaydeden Öbelik, "Köye bu görünümünden dolayı Gülbağlık denilmiş. Daha sonra kuraklık nedeniyle gül bahçeleri kurumaya başlamış. Bu nedenle de Kurubağlık olarak anılmaya başlanmış. Ancak şive nedeniyle "u" harflerinden biri söylenmeyince Kurbağalık olarak kayıtlara geçmiş" dedi.

ÇANAKKALE

Çanakkale’nin Biga ilçesi Şirinköy Muhtarı Hüseyin Küçük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, köyün 1877-1878 Osmanlı-Rum savaşı sonrası Bulgaristan’ın Razgrat kasabasına bağlı Kosovina köyünden gelen muhacirler tarafından kurulduğunu söyledi.
Köylerine 1939 yılında yine Bulgaristan’ın Şumnu, Totrakan ve Osmanpazarı bölgelerinden göç olduğunu belirten Küçük, "Köyün kurulduğu tepeye eskiden ’Katırtepe’ denilirmiş. Bu nedenle köyümüzün ismi Katırtepe’ydi. Ancak köy sakinleri bu adı beğenmeyince köyün isminin Şirinköy olarak değiştirilmesi için talepte bulunduk. 1987 yılından itibaren köyümüz yeni adıyla anılıyor" dedi.
Osmanlı Rus Savaşı sonrası, Bulgaristan’ın Razgrat kasabasına bağlı Popköy’den Biga’ya gelen muhacirler, 1883 yılında kurdukları köylerine halk arasında "yaşayan motiflere, öğelere yer verip onlardan yararlanan kültür" anlamına gelen "Pop" adını verdi.
Köy Muhtarı Ahmet Arıgün, sonraki yıllarda "pop" kelimesinin kilise müziği anlamına geldiği gerekçesiyle köyün adının değiştirildiğini söyledi.
Arıgün, Kurtuluş Savaşı sırasında yörede büyük kahramanlıklar gösteren ve daha sonra şehit olan Kani beyin adının yaşatılması için köye "Kanibey" adının verildiğini kaydetti.
Çan’ın Danapınar köyü, adını Bostanlık mevkisindeki pınardan aldı.
Yöredeki diğer köylerde yaşayanların pınardan hayvanlarını sulaması nedeniyle köyün adı "Danapınar" olarak kaldı.
Çanakkale’nin merkeze bağlı Çıplak köyü muhtarı İlhan Ulus, köylerinin kuruluş tarihin bilinmediğini, ancak yöredeki en eski tarihe sahip köyler arasında yer aldığını söyledi.
Çıplak adının nereden geldiği konusunda bilgi veren Ulus, şunları söyledi:
"Köyümüzün bulunduğu Kumkale (Batak) Ovası’nda sivrisinek çok olduğu için köyün ilk yerleşim yerinde kalanlar sık sık sıtmaya yakalanır ve ölümler çok olurmuş. Yıllar sonra hastalıktan korkan köy halkı her şeyini bırakıp köyün şimdiki yerine göç etmiş. O dönemde köye ilk yerleşen kişi ’Çıplak Dede’ olarak anıldığından köyümüzün ismi ’Çıplak’ olarak kalmış." Ayvacık’ın Küçükkuyu beldesine bağlı Çakalini köyünün adı 1978 yılında köylülerin talebi doğrultusunda Boztepe olarak değiştirildi. Köy sakinlerinden Mehmet Çetin, köy civarında yabani hayvanların oldukça bol bulunduğunu, bunların çoğunun çakal olması nedeniyle köyün "Çakalini" olarak adlandırıldığını söyledi.
Çetin, yıllar sonra, köyün adının, yaşayanların beğenmemesi ve köyün tepede bulunması nedeniyle "Boztepe" olarak değiştirildiğini kaydetti.

EDİRNE

Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Edirne’de "Cazgır", "Kispet", "Künde", "Pehlivan" gibi sokak adları dikkat çekiyor.
Edirne Belediye Meclisinin, adı olmayan bazı cadde ve sokaklara yeni isimler verdiğini ifade eden yetkililer, belediyeye yeni isim için başvuran kişilerin kulağa hoş gelen ve özellikle geçmişinde bir mevki sahibi olan kişilerin sokaklarında anılmasını istediğini belirttiler.

TEKİRDAĞ

Tekirdağ’da güzel evleri, iyi giyinen insanları ve konumu nedeniyle çevredekilerin ilgi odağı olan sokağa "Letafet", daha önce çok hareketli biri olan "Hüseyin" isimli bir kişiyi tanımlamak için yaşadığı sokağa da önce "Çekirge", daha sonra da "Çekirdek" adı uygun görüldü.
Kurnaz ve zeki kişiye "Şeytan" denilmesinden yola çıkılarak bir sokağa "Şeytan Bayırı", görünüş olarak çatalı andıran bir sokağa da "Çatal Sokağı" adı verildi.
Tekirdağ Belediyesi yetkilileri, "Sirkeci", "Sepetçi", "Çarkçızade", "Çarkçılık" ve "Karanlık" sokaklarının isimlerinin değiştirilerek yeni isimler verildiğini bildirdiler.

KIRKLARELİ

Kırklareli Belediye Başkanlığı yetkilileri, kentteki cadde ve sokakların genellikle çiçek isimlerinden oluştuğunu belirttiler.
Halktan ve Belediye Meclisi üyelerinden gelen talep doğrultusunda bazı caddelerin isimlerinin değiştirildiğini ifade eden yetkililer, bu kapsamda Bulgaristan’da bir köyün türü olan Tırnova Caddesi’nin Balkan Caddesi olarak değiştirildiğini kaydettiler.
Adı bulunmayan bir caddeye de belediyenin Almanya’daki kardeş şehri olan "Waldorf" adını verildiğini söyleyen yetkililer, sokak ve cadde isimlerinin talepler gelmesi halinde ve uygun görülürse değiştirildiğini bildirdiler.

AYDIN

Aydın’ın Kuyucak ilçesine bağlı "Sinekler" köyünün ismi, tabelasındaki "s" harfinin komşu köyün gençleri tarafından sürekli silinmesi ve "İnekler" olarak görünmesi nedeniyle "5 Eylül köyü" olarak değiştirildi.
Köyün isminin değiştirilmesi için 2002 yılında imza kampanyası başlatıldığını belirten Köy Muhtarı Ali Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, köyün adını beğenmeyen gençlerle komşu köydeki bazı kişilerin tabeladaki ’s’ harfini silerek adını "İnekler" haline getirdiğini kaydetti.
800 yıllık geçmişi olan Sinekler köyü isminin her zaman alay konusu
olduğunu belirten Güler, şöyle konuştu:
"Köyümüzün kuruluşunda Yörük çokmuş. Bunların arasında selek ustası da çok olduğu için ismini o yıllarda Selekler Köyü koymuşlar. Sonra zamanla isim Sinekler köyü olmuş. Bizim köyün gençleri tabeladaki ’s’ harfini sürekli silip ’İnekler’ yapınca imza topladık. İl Genel Meclisine, Valiliğe 2002 yılında isim değişikliği için müracaat ettik. Valilik, Kuyucak’ın kurtuluş yıl dönümü olan 5 Eylülü köyün adına uygun buldu.
Şimdi bu köy adından çok mutluyuz." Aydın’ın Çine ilçesine bağlı olan Hacıkabasakallılar köyü de köy muhtarının girişimleri sonucu Kirazderesi adını aldı. Köy Muhtarı İsmail Aydoğdu, köyün adının resmi yazışmalarda sayfalara sığmadığı ve akılda tutulması zor olduğu için değiştirildiğini belirtti.

BURSA

Bursa’da bulunan Kızyakup Mahallesi’nin adı, bölgede kentsel dönüşüm projesi başlatılmasıyla Ebu İshak olarak değiştirildi.
Rivayete göre, Kızyakup Mahallesi, adını bölgede bulunan Karayakup Türbesi ile hemen dibinde bulunan Kızılyakup Çeşmesi’nin halk arasında birleştirilen adından almış.
Geçen aylarda belediye meclisinin kararıyla Ebu İshak Mahallesi ile birleştirilen mahalle, artık Ebu İshak olarak anılıyor.
Tarihi belgelere göre, Kestel ilçesine bağlı Ağlaşan köyü ise adını ağlayarak buraya yerleşenlerden alıyor. Ağlaşan yakınındaki Menendi köyünde hastalık nedeniyle çoğu kişi ölmüş, kalan 3-5 hanenin yerleştiği yere "Ağlaşan" adı verilmiş.
Büyükorhan ilçesine bağlı Durhasan köyü de adını kış mevsiminin sert geçtiği bir bölgeden gelen Yörüğün Oba Beyi Hasan’ın bölgenin şartlarını beğenerek buraya yerleşmesinden alıyor.
Aynı ilçede önceden Yörüklerin beslediği tekelerden dolayı Tekeler olarak anılan köyün ismi zamanla Tekerler köyüne dönüşmüş.
Orhaneli’ne bağlı Dönmeler Köyü, alay konusu olduğu için ismi değiştirilen köyler arasında yer alıyor. Osmanlılar döneminde köyün Hristiyan olan halkı toplu olarak Müslümanlığa geçince "Dönmeler" olarak anılır olmuş. Son dönemlere kadar bu adla anılan köy, halkın başvurusu üzerine yaklaşık bir ay önce Gümüşsuyu adını almış.
Şu anda arıcılık yapılmayan Deliballılar köyü ise ismini geçmişte bölgede bolca üretilen acı balından alıyor.
Keles’e bağlı Delice köyünün isminin ise "Velice" adlı Yörükten geldiği söyleniyor. Köy Muhtarı Çetin Ayaz, köyün ismini Taşpınar olarak değiştirmek istediklerini dile getirerek, "Köyümüzün ismi alay konusu oluyor. Halbuki köyümüzde hiç deli veya saf insan bulunmuyor. Köyün ismini en kısa zamanda değiştirmek istiyoruz" dedi.
Mustafakemalpaşa’ya bağlı Döllük köyü, 1876 yılında Kafkas göçmenleri tarafından kurulmuş. Sulak ve verimli otlaklarda kurulan köy, diğer köylerdeki büyükbaş hayvanların da burada otlatılması ve çiftleştirilmesi nedeniyle Döllük adını almış. Yaklaşık 30 yıl önce köyün adının değiştirilmesi için müracaatta bulunulsa da bu talep, "döllük"ün Türkçe olması gerekçe gösterilerek reddedilmiş.

BALIKESİR

Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Sinekler köyünün adı bazı çevreler tarafından alay konusu edilince köylülerin başvurusu üzerine Şenköy olarak değiştirildi.
Köy Muhtarı Mehmet Emin Çetin, yaklaşık 150 yıllık geçmişe sahip köye Sinekler adının neden ve kimler tarafından verildiğinin bilinmediğini belirterek, şöyle konuştu:
"Çevre köylere veya ilçeye gittiğimiz zaman nereden olduğumuz sorulunca ’Sinekler’ dediğimizde hoş olmayan alaycı bir yaklaşımla karşılaşıyorduk. Bu, giderek köylülerimiz arasında rahatsızlık yarattı.
Bunun üzerine imza topladık ve 1995 yılında köyümüzün ismi değişti.
Şenköylü olmaktan mutluyuz." Balıkesir’in Susurluk ilçesi ise adını cumhuriyet döneminde almış.
1892’de bucak, 1926’da ilçe olan Susurluk, sulak alanların ve buna bağlı
olarak sığır yetiştiriciliğinin revaçta olması nedeniyle "Susığırlık" olarak anılıyormuş. Susurluk’un Susığırlık öncesindeki adının ise "Pırt" olduğu söyleniyor.

KÜTAHYA

Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Sudöşeği köyü, adını bulunduğu yerin geçmişte sulak ve bataklık olmasından almış. Geçmişte "Suyatağı" olarak anılan köyün ismi, zamanla "Sudöşeği"ne dönüşmüş.
Tavşanlı ilçesine bağlı Dümrek Hüseyin Paşa köyünün geçmişi ise 500 yıl öncesine dayanıyor. Köy Muhtarı Ali Kapçak, geçmişte yaşlıların dümbelek çalarak birbirlerini ziyarete gitmeleri nedeniyle köyün ilk adının "Dümrek" olduğunu belirterek, "Yunan harbi zamanında köyümüze gelen Yunan askerleriyle savaşan komutan şehit düşmüş ve komutayı Hüseyin adında bir ere bırakmış. Şehit olmadan önce de ’Hüseyin bundan sonra paşa sensin’ demiş. Bu olaydan sonra köyümüz bu ismi almış" diye konuştu.

YALOVA

Yalova’nın adının nereden geldiğine dair çeşitli iddialar ortaya atılsa da en çok kabul göreni Osmanlı döneminde Çiftlikköy ilçesinden başlayıp Termal ve Çınarcık ilçelerini içine alan bölgeye verilen "Yalakabad" adından geldiği.
Yalakabad’ın ardından buranın Yali Ovası olarak anıldığı, cumhuriyetin ilanından vefatına kadar sık sık Yalova’ya gelen Ulu Önder Atatürk’ün burada yazdığı mektupları tarih attıktan sonra Yali Ovası yazıp imzaladığı belgelenmiş.
Türkçe’ye Rumca’dan Yalı olarak geçen yali ve ova kelimelerinin birleşerek Yalova olarak kaldığı sanılıyor.
Yalova’da "Katırlı" beldesinin adı Esenköy, geçmişte hapishane bulunduğundan yıllarca "Zindan" olarak anılan Teşvikiye beldesine bağlı mahallenin ismi ise Yukarı Teşvikiye olarak değiştirildi.

İZMİR

İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Parsa beldesinin adı 1963 yılında Bağyurdu olarak değiştirilmiş. Bağyurdu Belediye Başkanı Rıdvan Üreten, beldenin ilk adının Yelki olduğunu, Parsa ismini ise daha sonra aldığını ifade etti. Önceleri ovada kurulu olan beldenin Yörüklerin göç ettiği yerlerden olduğunu belirten Üreten, bu göç edilen yerde aynı zamanda pars denilen hayvanların da barındığı, o yüzden buranın "Parsa" ismini aldığını kaydetti.
Kemalpaşa’nın Yiğitler Köyü Muhtarı Refik Yay, daha önce Sofular olan köy isminin İzmir Valisi Kazım Dirik tarafından değiştirildiğini, köy halkının kendi gayretleriyle yaptığı okulu gören Vali Dirik’in bu köyün ismini Yiğitler olarak değiştirdiğini ifade etti.
Kemalpaşa’nın Ansızca köyü de kurulduğu yerin konumundan dolayı bu adı almış. 1190 nüfusa sahip köyün Muhtarı İbrahim Kuru, iki tepe arasında kurulan köyün girişinde mezarlık, mezarlığın önünde çam ağaçları olduğunu ifade etti. Kuru, bu çam ağaçlarından sonra köye birden girildiğini ve gelenlerin şaşırdığını, bu nedenle köyün isminin "Ansızca" olduğunu belirtti.
Daha önce Cumaovası olarak geçen, İzmir’in Menderes ilçesine bağlı Çile köyü Muhtarı Kemal Düzgün, köyün isminin kuruluşundan bu yana aynı olduğunu ifade etti. Köyün yakınındaki Değirmendere beldesindeki mahkumların cezalandırılmak ve çile çektirilmek için köylerine getirildiğini belirten Düzgün, bir rivayete göre köyde idamlarda kullanılan bir de ağaç olduğunu ifade etti.
Bergama’nın Örlemiş köyünün yörük köyü olduğunu kaydeden Köy Muhtarı Hüseyin Yaşa, "toplanmış, birikmiş" anlamına gelen Örlemiş’in halk tarafından da benimsendiğini belirtti.
Tire ilçesindeki Boynuyoğun köyünün isminin aşiret ismi olduğunu belirten Köy Muhtarı Ajlan Birlik de köyün ismini kuruluşundan beri böyle bildiklerini ifade etti.

MANİSA

Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Cenkyeri Belediye Başkanı Ünsal Uzunyılmaz, beldelerinin eski isminin Çinge olduğunu bunun 1997 yılında Cenkyeri olarak değiştirildiğini söyledi. Çinge’nin bir Türk boyu olduğunu belirten Uzunyılmaz, buna rağmen belde halkının bu isimi istemediğini belirtti. Uzunyılmaz, Çinge’nin "Cenktepesi" olarak değiştirilmek istendiğini ancak son olarak "Cenkyeri" isminde karar kılındığını söyledi.
Manisa’nın Alaşehir ilçesine bağlı Baklacı Köyü Muhtarı Necdet Türk, yeni isimlerinin 1998 yılında resmiyete kavuştuğunu ifade etti. Musaağa olan köy isminin halk dilinde zaten Baklacı olarak bilindiğini dile getiren Türk, bu ismin resmiyette de sıkıntı yarattığını ifade etti. Musa Ağa’nın, eşinin büyük dedesi olduğunu da belirten Türk, zamanında Baklacı köyünün çoğunun bu kişiye ait olduğunu, bu nedenle köyün isminin onun adıyla anıldığını söyledi. Daha önceki yıllarda köyde bakla yetiştirildiğini kaydeden Türk, şimdi köyün geçiminin üzüm yetiştiriciliğine dayandığını söyledi.
Manisa’da, daha önce Hodullu Yörüklerinin ikamet ettiği ve ismini buradan alan Alaşehir ilçesindeki Hotallı köyünün ismi 1985 yılında Işıklar, 1992 yılında da Gördes ilçesindeki Söğeller köyünün ismi Akpınar olarak değiştirildi.

UŞAK

Uşak’ın merkez ilçesine bağlı Kediyünü köyü muhtarı İsmail Şehirli, köylünün isimden hoşnut olmadığını belirterek, yabancıların köyün adını alay konusu yaptıklarını kaydetti.
Köye yeni bir isim bulma arayışında olduklarını dile getiren Şehirli, "Kediyünü deyince insanlar değişik tepkiler veriyor, bizimle alay ediyorlar. O yüzden köyün ismini değiştirmek için güzel bir isim arıyoruz" dedi.
Eğlence köyü muhtarı Hasan Yavuzsoy da geçiş noktasında bulunan köyde geçmiş yıllarda Gediz ile Uşak arasında yolculuk yapanların konakladığını ifade etti. O yüzden bugünkü anlamıyla olmasa da "eğlence"nin "dinlenme, bir yere varınca oyalanma" anlamında kullanıldığını belirten muhtar Yavuzsoy, köyün isminden memnun olduklarını söyledi.

ANTALYA

Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Yeşilköy, bölgede hala eski adı olan "Şapşal" olarak biliniyor. Köy, 1968 yılında zamanın muhtarı Ramazan Budak’ın çabasıyla Yeşilköy adını almış.
Yeşilköy köyü muhtarı Osman Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bilinen yerleşim tarihi 250-300 yıla kadar uzanan köyün Şapşal adını almasıyla ilgili iki rivayet olduğunu söyledi.
Bir rivayete göre, çeşmenin önüne su içilebilmesi amacıyla yapılan "şapşak" adlı su kabının zamanla "şapşal" halini aldığını belirten Yavuz, "Diğer bir rivayete göre, zamanın kadısı olduğu ileri sürülen kişi köyden geçtiği sırada bir köylüye çeşmenin çok yakınında ’Buralarda içecek su var mıdır?’ diye sormuş, köylü de ’Şapşal adam görmüyor musun su gözünün önünde’ demiş. İsim de oradan kalmış" dedi.
Şapşal isminin değiştirilmesi için yıllarca uğraştıklarını ifade eden 77 yaşındaki Ramazan Budak da "Osmanlı döneminden kalma çeşmeden insanların su içebilmeleri için ağaçtan oluklar yapılmış. O zamanlarda tas olmadığından ağaçtan şapşak diye bir şey yapılmış ve insanlar suyu bundan içmişler. Şapşak ismi zamanla şapşal olarak değişmiş" diye konuştu.
Alanya’nın Demirtaş beldesine bağlı bir sahil köyü olan, eski adı Domalan olan Yeşilöz’ün sakinleri, Domalan’ın Avrupa’da "kralların yemeği" olarak bilinen bir mantar türü olduğunu kimseye anlatamamışlar.
Sonunda köylülerin başvurusu üzerine köyün adı "Yeşilöz" olarak değiştirilmiş.
Yeşilöz köyü muhtarı Muzaffer Karadağ, 30 yılı aşkın süredir "Domalan" adını kullanmadıklarını söyledi. Karadağ, "Eskiden yaylalarımızda yetişen bir mantara ’domalan’ diyorduk. Bu mantar sarımsak gibi ve haşlanıp yenebiliyordu. Köyümüzün adını bir mantar türünden aldığını bir türlü anlatamadık" dedi.
Aynı beldeye bağlı bir diğer köy olan "Kıllı" sakinleri de 20 yıl önce küçükbaş ve büyükbaş hayvanların tahribatı üzerine ormanlık alanlarını kaybetmişler. Yeniden ağaçlandırma çalışmaları yapan köylüler bu kez hayvanlarını kaybetmeye başlayınca "Kıllı" adının uğursuzluğuna inanmışlar. Köylülerin başvurusu üzerine 400 yıllık tarihi olan köyün adı "Çamlıca" olarak değiştirilmiş.
Gazipaşa ilçesine bağlı "Kıcık" da ilginç isimli köyler arasında bulunuyor.
Muhtar Abdurrahman Yılmaz, köyün geçmişinin Selçuklulara dayandığını belirterek, şunları söyledi:
"Eskiden salgın bir hastalık sonucu birkaç kişi kalmış köyde.
Hastalıktan kaçanlar, soranlara ’Köyde aklı başında kimse kalmadı.
Birkaç gıcık adam kaldı’ demişler. Köyümüz adını oradan almış.
Uzun zamandır muhtarlık yapıyorum ve köy dışına her çıkışımda alaycı sözlerle karşılaştım. Özellikle Ankara ziyaretlerim sırasında kayıt yaptırırken görevliler, gırgır geçer gibi ’Bu ismi nereden buldunuz’ diyorlardı. Bunun üzerine köylüleri 1993 yılında toplayarak köyün adını değiştirme teklifinde bulundum. Hayatları boyunca köyden dışarı çıkmayanlar ’ne gerek var’ dediler ama diğerleri ’değişsin de ne olursa olsun’ diyerek bana destek verdiler. Bunun üzerine muzla geçimimizi sağladığımız için köyün adını ’Muzkent’ olarak değiştirmek için başvurduk. Başvurumuz kabul oldu ve Muzkent olduk." Manavgat’ın Şişeler köyü muhtarı Mehmet Çetin de yaklaşık bin yıllık tarihi olan köyün adını "unutulan şişelerden" aldığını söyledi. Çetin, "Uzun yıllar önce birkaç kişi köyümüze yaz ayında su kabaklarıyla gelmişler. Köyümüzde dinlendikten sonra Seydiler köyü civarına gitmişler. Orada içinde su kabakları olan şişelerini bizim köyde unuttuklarını söylemişler. Köyümüzün ismi o günden beri ’Şişeler’ olarak kalmış" diye konuştu.
Bu arada, isimlerinin kendilerini küçük düşürdüğünü ileri süren Alanya’nın Çakallar köyü sakinleri, muhtarları aracılığıyla "Aslanlar" adını alabilmek için başvuruda bulundu.

SAMSUN

Samsun’a bağlı ilçelerde özellikle köy isimlerinin önemli bölümü yörenin adına "büyük-küçük", "aşağı-yukarı" gibi tanımların yanı sıra "tepe", "pınar", "çayır","ırmak" ve "dere" gibi coğrafi terimlerin eklenmesiyle oluşturulmuş.
Kişi adlarına lakap eklenerek konulmuş "Yağcımahmut", "Ağdırhasan", "İmanalisi", "Sarıyusuf" ve "Deliahmetoğlu" gibi isimlere de çok sık rastlanan Samsun’da "Elmacık", "Cevizlik" ve ’Kirazlık" gibi meyve isimleri de yer alıyor.
"Tilkili", "Karga", "Boğa" ve Samur" gibi hayvan isimlerden oluşan köylerin de bulunduğu Samsun’da "Vicikler" ve "Hoylan" gibi değişik isimlere de rastlanıyor.
Samsun merkezdeki çok sayıda mahalle ve sokak ismi ise genellikle cumhuriyetin ilanından sonra değiştirilmiş.
Ermeni mahallesi olarak bilinen Selahiye Mahallesi’ne bu ismin verilmesi, rivayete göre mahalledeki davudi sesli bir imamın okuduğu "sela"dan kaynaklanıyor. Mahalle tarif edilirken "selahiye" olarak anıldığı anlatılan yörenin adı da bu nedenle Selahiye olarak değiştirilmiş.
Samsun merkezdeki Ulugazi Mahallesi ise adını Ulu Önder Atatürk’ten almış. Büyün Önder’in 1928 yılında kenti ziyareti sırasında zamanında otel olarak kullanılan şimdiki Gazi Müzesi’ne doğru yürürken çevrede toplananların "Ulu Gazi" diye bağırarak sevinç gösterisinde bulunmasının ardından bölge Ulugazi olarak anılmaya başlanmış ve 1933 yılından itibaren ise Reşadiye Mahallesi’nden ayrılarak Ulugazi Mahallesi olarak kayıtlara geçmiş.

AMASYA

Amasya’da’daki köylerden "Bulduklu", başka bir köyde kaybolan bir hayvanın burada bulunması üzerine bu adı almış.
Küçük olduğu için "Kutu" ismi verilen veya köye tuz almak için gelenlere tuz verilemediği için "Tuzsuz" denilen, ana yola yakın olması nedeniyle "Yolyanı" adı verilen köyler de bulunuyor.
Bunun yanı sıra "Gerne", "Moramul", "Göndes", "Mörek" ve "Heniske" gibi adlara rastlanıyor.

SİNOP

Sinop’ta köy ve mahalle isimlerinin çoğu yöreye atıfta bulunan adlardan oluşuyor.
Bunların bazıları çeşitli nedenlerle değişikliğe uğrarken Dikmen’e bağlı bir belde olan Kanlıçay’ın adı bölge insanının talebi üzerine birkaç yıl önce "Güzelceçay" olarak değiştirilmiş.
Gerze’ye bağlı Tilkilik köyünün adı "Çağlayan", Türkeli’ne bağlı Helaldı’nın adı ise "Güzelkent" yapılmış.
Sinop merkeze bağlı Deliler köyünün adı da köy sakinlerinin isteği üzerine Yalıköy olmuş.

ZONGULDAK

Zonguldak’ta Ense, Gebe, Keller, Sarımsak, Hallı, Yedigelli, Sabunlar, Yılanlıçokuz, Yılanlıca, Keşkek, Külah, Ramazanlı, Zindancılar, Kokurdan, Geyikbeli ve Ahmetoğlu gibi ilginç isimlere sahip köyler bulunuyor.
Zindancılar Köyü Muhtarı Ahmet Sezer, uzun yıllar önce köylerinde bulunan zindanda çalışanların aileleri ve yakınlarının da yerleşmesiyle büyük bir topluluğun oluşmasından dolayı buraya "Zindancılar" ismi verildiğinin büyükleri tarafından kendilerine anlatıldığını belirtti.
Gerdek Köyü Muhtarı İsmail Durmaz, geçmiş yıllarda köylerinin adının "Himmetoğlu" olduğunu, ancak çevre ilçelerden birinde daha aynı isimde köy bulunmasından dolayı özellikle mektupların yanlış yerlere gönderildiğini belirterek, "Daha sonra köyün adı ’Gerdek’ olarak değiştirildi. Ama şimdi özellikle gençlerimiz bu isimden rahatsız oldukları için değişmesini istiyor. Köy ihtiyar heyeti olarak geçen yıl isim değişikliği konusunda Zonguldak Valiliğine başvurduk" diye konuştu.
Ahmetoğlu köyü Muhtarı Fahrettin İnan, geçmiş yıllarda köylerinde su kaynaklarının bol olmasından dolayı ilk olarak ’Ahmet’ isminde okumuş kültürlü birisinin yerleşerek çiftlik kurduğunu, daha sonra gelen ailelerin ise ’okumuş, kültürlü insanın köy yerinde ne işi olur’ diyerek bu kişiye ’Deli Ahmet’ lakabı taktığını ve köyün isminin "Deli Ahmet’ olarak kaldığını söyledi.
İnan, geçen yıl Zonguldak Valiliğine yaptıkları başvuru sonrasında köyün adının "Ahmetoğlu" olarak değiştirildiğini kaydetti.

BARTIN

Bartın’daki Gerişkatırcı köyünün muhtarı Murat Aktaş, çok eski tarihlerde köyün içinden geçen İpek Yolu’ndan katırlarla yük taşındığını ve bu hayvanlar dinlendikleri için köyün isminin ihtiyar heyeti tarafından "Gerişkatırcı" olarak belirlendiğini söyledi. Aktaş, özellikle gençlerin köyün isminin değiştirilmesini istediklerini ifade etti.
Yeşilkaya köyü muhtarı Cemal Baç, geçmişte köylerinin adının "Kirlik" olduğunu, 2004’de köy ihtiyar heyeti ve köy halkının isteği üzerine "Yeşilkaya" olarak değiştirildiğini kaydetti.

SİVAS

Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Savran köyünün ismi Sarıkavak, Ebesil köyünün ismi Samankaya, Çakal köyünün ismi Çiçekliyurt, Kızıldon köyünün ismi Demirköprü, Çıhsıyan köyünün ismi ise İkili olarak değiştirildi.
Gemerek ilçesine bağlı bazı köylerin isimlerinde değişiklikler yapıldı.
Deliler köyü Yeşilöz, Kırıklı köyü Tatlıpınar, Örtlek köyü ise Cesurlar olarak isimlendirildi.
Ulaş ilçesine bağlı Çavdar köyünün İtkıran mezrası Yeşildiyar, Mağara köyünün adı ise Gürpınar olarak değiştirildi. Akıncılar ilçesine bağlı Arap köyü İkizyurt adını aldı. Sivas merkeze bağlı Sinekli köyünün ismi ise Düzova olarak değiştirildi.
Bu arada, Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı "Öküzlü Köyü" sakinleri, 2003 yılında, köylerinin isminden dolayı kendileriyle dalga geçildiğini öne sürerek, ismin değiştirilmesi için Valiliğe başvurmuştu.
Dönemin Tokat Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu başkanlığında toplanan İl Genel Meclisi, "Öküzlü" köyünün adının "Özenli" olarak değiştirilmesini kararlaştırmıştı.

TRABZON

Trabzon’un Akçaabat ilçesindeki 9 mahalleden biri olan Dürbinar Mahallesi, ismiyle dikkat çeken yerlerden biri.
Köy muhtarı Veysel Sivrikaya, ilçenin en kalabalık mahallelerinden Dürbinar’ın isminin zaman içerisinde yöresel ağızla değişerek oluştuğunu söyledi.
Mahallenin kurulduğu alanda pekçok su kaynağı bulunduğunu ifade eden Sivrikaya, "Atalarımız, bol su kaynağına sahip, gür akan derelerin bulunduğu bu bölgeye ’Gürpınar’ adını vermiş. Zaman içerisinde ağızdan ağıza dolaşan bu isim, harflerinin değişime uğramasıyla ’Dürbinar’ haline gelmiş" diye konuştu.
Zaman zaman mahallelerinin isminin yanlış yazıldığını, özellikle resmi yazışmalarda sıkıntı yaşadıklarını kaydeden Sivrikaya, "Çoğunlukla ’Dürpınar’ olarak yazılan mahallemizin ismi, artık Akçaabat ile özdeşleşti. Bu ismi değiştirmeyi düşünmüyoruz" dedi.

GÜMÜŞHANE

Gümüşhane’ye bağlı Duymadık köyü, ismini ilginç bir öyküden alıyor.
Köy muhtarı Alim Ayyıldız, köylerinin Gümüşhane’de ismi değişmeyen ender köylerden olduğunu ifade etti. Ayyıldız, cumhuriyet dönemi öncesi bölgede yaşanan Rus, Rum ve Ermeni işgallerinin köylerinde yaşanmadığını, köyün isminin buradan doğduğunu kaydetti.
İşgal dönemlerinde köylerinin çevresinin ormanlarla kaplı olduğunu, işgal kuvvetlerinin bölgeden geçerken köylerini görmediğini belirten Ayyıldız, şöyle konuştu:
"Çevre köylere indiler, ancak bizim köye inmediler. İşgal kuvvetlerini idare eden komutan, ’Aşağıya inmeyelim. Türk askeri olabilir, tuzağa düşebiliriz’ demiş. Askerlerini Bayburt’a yöneltmiş. Bayburt’a varınca komutana üst komutanı ’Ormanlık vadide bir köy vardı oraya da uğradınız mı’ diye sormuş. Komutandan ’köy görmedik’ yanıtını alan üst komutan, ’Hiç mi köpek havlaması, tavuk sesi, hayvan sesi duymadınız’ diye sorunca, sorunun yanıtı ’duymadık’ olmuş. Bu köyün adı da komutanın verdiği ’duymadık’ yanıtından kalmış." Ayyıldız, köylerinin isminin bazı yerlerde alay konusu olduğunu da belirterek, "Köyümüzün bazı ihtiyaçları oluyor. Devlet dairelerinden istemeye gidiyorum. Bana ’Muhtar, Ruslar gelmiş gitmiş, senin köyü ne görmüşler ne duymuşlar, biz de senin ihtiyaçlarını şimdilik duymadık’ diyerek beni geri çeviriyorlar" dedi.
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesine bağlı Deliler köyünün muhtarı Yunus Demirtaş, başlangıçta ’Deliller’ olan köyün isminin zaman içerisinde ’Deliler’e dönüştüğünü belirterek, köylerinin isminin değiştirilmesi için Valiliğe dilekçe verdiklerini söyledi.
Aynı ilçeye bağlı ilginç isimli bir köy de Dayısı köyü. İsmini köy halkının birbirlerine "dayısı" diye hitap etmelerinden alan köyde 92 kişi yaşıyor.

RİZE

Rize’de bulunan köy ve mahallelerin çoğuna, Rumca olan isimleri cumhuriyet döneminde değiştirilerek Türkçe isim verildi. Bu isimler verilirken genellikle köyün bulunduğu yerdeki bir özellik dikkate alındı.
Fatih Sultan Mehmet, Rize’yi fethetmesinden sonra bugünkü Ardeşen ilçesinin bulunduğu bölgeyi iç taraflarda yaşayan insanların neşeli olmaları anlamında "Ardı Şen" olarak adlandırdı. Zaman içinde ilçe Ardeşen olarak anılmaya başlandı.
Rize merkeze bağlı Çorapçılar Mahallesi muhtarı Osman Kuk, uzun yıllar önce mahallelerinde çok sayıda kişinin çorap dokumasından dolayı mahallelerine bu adın verildiğini söyledi. Bazen başka illerden kişilerin kendisini arayarak çorap talep ettiklerini ifade eden Kuk, "Bana ’Orada herhalde çorap fabrikası vardır. Bize çorap gönderebilir misiniz’ diyenler bile oldu" dedi.
Yağlıtaş Mahallesi muhtarı Yener Aslan ise Rize’nin her tarafında çayın rahatlıkla yetiştiğini, ancak mahallelerinde pek fazla yetişmediğini kaydederek, "Mahallemizin toprağı yağlı olduğundan çay yetişmesine pek uygun değil. Bu nedenle mahallemize Yağlıtaş denildi" diye konuştu.

KONYA

Konya kent merkezinde Çukur, Tarhana, Tırılırmak, Durunday, Ekmekkoçu, Kuzgunkavak, Gemalmaz, Selam, Hoşhavanata ve Aksinne gibi, ilk duyan kişilere farklı gelen mahalle isimleri dikkat çekiyor.
Konya’nın merkez Meram ilçesinde "Arapöldüren" isimli bir cadde ile aynı isimle anılan eski bir semt bulunuyor.
Kent merkezinde ise Karşı, Süslü, Teklif, Kumocağı, Emen, Ceberdet, Mendilli, Aşçıbaşı gibi pekçok kişiye farklı gelen sokak isimleri de yer alıyor.
Konya ve ilçelerinde Dinlendik, Mülayim, Mantar, Tipi, Çiller, Acıdort, Başgötüren, Bakırtolu, Karadona, Yavşankuyu, Cankurtaran, Yaşarlar, Ölmez, Ayışığı, Babuşçular, Böğrüdelik, Çöl, İshakuşağı, Başlamış, Delimahmutlu, Kuran, Kargalı, Kurduşağı ve Aliçerci köyleri bulunuyor.
Konya’nın Çumra ilçesi Bardakçı Mahallesi’ndeki 15 sokak, Adana, Elazığ, Samsun gibi kent isimlerini taşıyor.

GAZİANTEP

Gaziantep’teki Şehreküstü semtinin de ilginç bir öyküsü var.
Gaziantep’in ilk yerleşim bölgeleri arasında olan tarihi Gaziantep Kalesi’nin yakınlarındaki bir evde oturan aile, rivayete göre, değişik nedenlerden dolayı semt sakinleriyle anlaşmazlığa düşmüş. Bu aile, 200 yıl kadar önce başka bir semte ev yaptırmış ve burada yaşamaya başlamış.
Bu semte, aile eski semtlerine hiç uğramadığı için Şehreküstü adı verilmiş.
Kepenek Mahallesi ile ilgili rivayete göre, 350-400 yıl kadar önce bölgede çok sayıda ceviz ağacı ve bu ağaçların yanında bir pınar varmış.
Çobanlar bu pınardan hayvanlarına su içirirmiş. Bu pınar, çobanların giydikleri kepenek isimli giysi ile anılmış daha sonra da bu isim mahalleye verilmiş.
Pişirici Mescidi’nin de bulunduğu tarihi Suyabatmaz Mahallesi’ni ise mükemmel altyapı ve sel kanalları nedeniyle ne kadar yağış olursa olsun hiç su basmazmış. Zamanla büyüyerek kentin en büyük mahalleleri arasında yer alan bu mahalleye, bu özelliğinden dolayı Suyabatmaz denilmiş.

KİLİS

Kilis merkeze bağlı "Yavuzlu" beldesine, Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in 24 Ağustos 1516 tarihinde Memluk Sultanı Kansu Gavri’nin ordusunu bozguna uğrattığı Mercidabık Savaşı’nın yapıldığı bölge olması dolayısıyla bu ad verilmiş. Yavuzlu, her yıl 24 Ağustosta yapılan Mercidabık Zaferi’nin yıl dönümü törenlerine ev sahipliği yapıyor.

ADIYAMAN

Adıyaman’daki Musalla Mahallesi ile ilgili rivayete göre, mahallede bir musalla taşı varmış. Burada cenaze yıkanır ve cenaze namazları kılınırmış. Alanda, tabutun üzerine konulduğu bir musalla taşı bulunduğu için buraya bir cami yapılmış ve ismi Musalla Camisi olmuş, mahalleye de bu isim verilmiş.
Mara Mahallesi’nde "Mara" lakaplı bir hoca varmış. Bu hoca, mahalledeki ahşap cami ve minaresinin bakım ve onarımını yaparmış. Zaman içinde camiye Mara Camisi, mahalleye de halk tarafından çok sevilen hocanın lakabı verilmiş.
Başka bir rivayete göre, kentin kuzeyindeki bahçeler, kente 5 kilometre mesafedeki Pirin kaynağından gelen suyla sulanırmış. Su aktığı sırada çıkan sesler nedeniyle, "gürültülü, bol ve sürekli olarak" anlamına gelen "harhar" kelimesi mahalleye isim olarak verilmiş. Harhar Mahallesi’nin ismi, daha sonra Fatih olarak değiştirilmiş.

KAHRAMANMARAŞ

Kahramanmaraş ilçe merkezinde 77 mahalle bulunuyor. Bu mahallelerin çoğu, Kurtuluş Savaşı yıllarında kahramanlık gösterenlerin isimleriyle anılıyor. Birçok mahalle ise tarihteki önemli kişilerin isimlerini taşıyor.
Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü olan 12 Şubat, kente istiklal madalyasının verildiği günü simgeleyen 5 Nisan, Fransız işgaline karşı direnişi sembolize eden halk kahramanı Sütçü İmam’ın yanı sıra sokaklara Dumlupınar, Sakarya, Ertuğrul Gazi, Eyüp Sultan, Genç Osman, Osman Gazi, Hacı Bayram Veli, Mevlana, Mimar Sinan, Şeyh Şamil, Orhan Gazi, Oruç Reis, Kanuni, Yavuz Sultan Selim, Karacaoğlan, Hürriyet, Fevzi Paşa, Gazipaşa, İsmet Paşa, Piri Reis, Yahya Kemal, Necip Fazıl Kısakürek isimleri verilmiş.

ŞANLIURFA

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesine bağlı Gözelek köyü Muhtarı Cuma Ağırtaş, köylerine bağlı "Sıçan Mezrası"nın adını birkaç yıl önce "Yeniköy Mezrası" olarak değiştirdiklerini söyledi.
Alay konusu olan mezranın adını, köylülerin tepkisi üzerine değiştirmek durumunda kaldıklarını belirten Ağırtaş, şöyle konuştu:
"Mezraya bu adı kimin verdiğini bilmiyorum. Fakat büyüklerimizin anlattığına göre, köyde çok sayıda tarla faresi varmış, bu nedenle ’Sıçan Mezrası’ adı verilmiş. Köylüler başlangıçta bu durumdan rahatsız olmamış ancak yeni nesil bunu gurur meselesi yapınca mezranın adını değiştirmek için Siverek Kaymakamlığına müracaat etmiştik. Kısa sürede sorunu çözerek, köylülerin haklı tepkisini önlemiş olduk." Şanlıurfa’nın Örencik köyüne bağlı olarak 35 yıl önce kurulan "Küçük İstanbul" mezrasının da ilginç bir öyküsü var. Vatani görevini İstanbul’da yapan ve bu kente hayran kalan Acemi Demirel, 35 yıl önce kurulan mezraya "Küçük İstanbul" adının verilmesini sağlamış.
Acemi Demirel’in, aynı mezrada çiftçilikle uğraşan oğlu Faik Demirel, babasının askerliğini yaptığı İstanbul’dan çok etkilendiğini; Şanlıurfa’ya döndükten sonra Örencik köyüne bağlı olarak kurulan mezraya "Küçük İstanbul" adının verilmesini istediğini ve bu isteğin kabul edildiğini bildirdi.

ERZURUM

Erzurum’daki en ilginç isme sahip sokağın "Gereksiz Sokak" olduğu ifade ediliyor.
Merkeze bağlı Dağ Mahallesi’nde bulunan sokağın adının neden "Gereksiz" olduğunu bilmediklerini ifade eden yetkililer, "Belediyemiz, söz konusu sokağın adının değiştirilmesi için çalışmalara başladı. Eylülde yapılacak Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında bu sokağın adının değiştirilmesi planlanıyor" dedi.
Öte yandan, Erzurum’un Narman ilçesine bağlı Dazlak köyünün adının Çamlıyayla olarak değiştirildiği belirtildi.
Çamlıyayla Muhtarı Uğur Akay, köylerinin adının Dazlak olması nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını belirtti. Akay, "Köyümüzün adını söylediğimizde bizimle dalga geçiyorlardı. Bu nedenle Narman Kaymakamlığına başvurduk.
İçişleri Bakanlığının da onaylamasıyla köyümüzün adı Çamlıyayla olarak değiştirildi" diye konuştu.
Ardahan’da ise en ilginç sokak isminin "Unuttum" olduğu belirtildi.
Ardahan Belediyesi Fen İşleri Müdürü Naci Özdemir, Unuttum Sokağı’nın adının "Recai Köksoy Sokağı" olarak değiştirildiğini söyledi.

ADANA

Sanat, spor ve iş dünyasına çok sayıda ünlü yetiştiren Adana’da Fatih Terim ve Yılmaz Güney sokakları, Yaşar Kemal yürüyüş yolu, Hasan Şaş Bulvarı, Hacı Sabancı ve Özdemir Sabancı caddeleri bulunuyor.
İlde bulunan Mahfesığmaz Mahallesi’nin ismi ise vaktiyle bu bölgeden Toros Dağları’ndaki yaylalara göç eden yörüklerin develerinin sırtlarındaki "mahfeler"in, dağlık ve taşlı dar patikaya sığmamasından geliyor. Fransızca’da "depo" anlamına gelen Debboy Caddesi’nin ismi ise işgal yıllarında bölgeyi yığınak merkezi olarak kullanan Fransızlardan kalmış.

OSMANİYE

Osmaniye’de Maymunsuyu köyünün isminin değiştirilmesi için dönemin muhtarı merhum Mehmet Ali Yılmaz tarafından Toprakkale Kaymakamlığına dilekçe verilmiş. Kaymakamlık, dilekçelerinde "onurlarını kırıldığını" belirten köylüleri haklı bularak, köye "Sazlık" adının verilmesini kararlaştırmış.
Araplı beldesinin adı da dönemin Belde Belediye Başkanı İsmet Kılıç’ın Adana Valiliğine yaptığı başvuru üzerine "Cevdetiye" olarak değiştirilmiş.
Yazar Yaşar Kemal’in doğduğu Hemite köyünün isminin ise köy halkının isteği üzerine 1980’lı yıllarda "Gökçedam" olarak değiştirildiği biliniyor.

HATAY

Hatay merkeze bağlı Yeşilpınar beldesi Belediye Başkanı Malik Kılıç, yerleşim biriminin hayvancılık yapanların gelip konaklamaları nedeniyle "Camusayna" ismiyle bilindiğini, pınar geçtiği için 1960 yılında bunun "Tosunpınar"a dönüştüğünü, 1994 yılında belde statüsüne kavuşmalarının ardından bunu da "Yeşilpınar" olarak değiştirdiklerini kaydetti.
Hatay merkeze bağlı Toygarlı beldesi Belediye Başkanı Selahattin Kara ise önceden yayla anlamına gelen "Tellikümbelek" olarak anılan yerleşim birimine 1960 yılında "genç, delikanlı" anlamına gelen "Toygarlı" adı verildiğini söyledi.

DİYARBAKIR

Diyarbakır’ın Suriçi beldesindeki Savaş Mahallesi’nin sakinleri, sürekli savaş ismini duymaktan rahatsız olduklarını belirterek, mahallenin isminin değiştirilmesini istediler.
Savaş Mahallesi Muhtarı Lokman Bakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mahallelinin her yerde savaş kelimesiyle karşı karşı kalmaktan rahatsız olduğunu belirtti. Bakır, "Çünkü anlamı hoş değil. Belediye Meclisi’ne başvurarak mahallenin ismini ’Barış’ olarak değiştirmek istiyorduk ancak Diyarbakır’da Barış Mahallesi olduğundan ’Aydınlar’ ismini almak istiyoruz. Gerekirse imza toplayacağız" dedi.

SİİRT

Siirt merkeze bağlı Çöl köyü Muhtarı Kenan Özbey, köylerinin adını değiştirmek için başvuruda bulunduklarını söyledi.
Özbey, "Çöl ismi ürkütücü. Köyümüz teröre 11 şehit vermiş bir köydür.
Bu nedenle buna uygun bir ad verilmesini istiyoruz. Daha önceki yıllarda Aydınlar ilçesine bağlı Kılbasan köyünün adı da Akyayla olarak değiştirilmişti" dedi.

Beynimizde ki Dokuz Sır

  • 15/2/2008
Kafamızda taşıdığımız 1 kilo 350 gramlık koca bir labirent. Her gün tepemizde ve bizi o yönetiyor. Bazen duygusal, bazen sinirli; kimi zaman manik, kimi zaman depresif. En güzel duyguların da, şeytani emellerin de planlayıcısı o... Sırlarla dolu, kapalı ve karanlık bir kutu gibidir beynimiz. İşte beynin çözülemeyen 9 sırrı!

1. Bilgi nöronlarda nasıl kodlanıyor?

Beynin en karışık işlemlerinden bir tanesi, bilginin kodlanması. Bu süreçte beyindeki nöronlar, yani sinir hücreleri, zarlarının dışında elektrik akımı oluşturuyor. Bu elektrik akımları, ‘akson’ adı verilen uzantılara ulaşarak, onlar vasıtasıyla gerekli olan kimyasal sinyallerin açığa çıkmasını sağlıyor. Bu akımlar sayesinde dünyayla, çevremizde olup bitenle ilgili bilgiler beynimize aktarılıyor. “Ne görüyorum?”, “Aç mıyım?”, “Hangi sokağa sapayım?” gibi sorulara yanıt işte böyle bulunuyor. Bilim adamları, beyindeki bilgilerin tek tek hücrelerin içinde biriktirilmediğini tahmin ediyorlar. Bu bilgilerin ‘hücre grupları’ tarafından depolandığı düşünülüyor. Ancak hangi nöronların, hangi hücre gruplarına ait oldukları henüz bilinmiyor. Şu anki teknoloji ise binlerce nöronu aynı anda ölçecek kapasitede değil. Tek bir nöronun bağlantılarını bile şu an elimizde olan teknolojilerle görüntülemek imkânsız. Tek bir nöronun, yaklaşık 10 bin nörondan bilgi ve sinyal aldığını biliyor muydunuz? Beynin içindeki elektrik akımı sayesinde ise sinyal alışverişi çok hızlı olabiliyor. Bilim adamlarına göre, sinir sistemleri arasındaki bilgi aktarımının tek yolu, bu elektrik akımları değil. Bu nedenle, ‘bilgi taşıyan’ başka hücreler keşfetmeye yönelik araştırmalarını sürdürüyorlar. Burada, ‘glial hücreler’ üzerinde duruluyor.

2. Anılar beyinde nasıl saklanıyor ve nasıl tekrar hatırlanıyor?
Bir kişinin ismi gibi, yeni bir şey öğrendiğinizde beynin yapısında birtakım fiziksel değişiklikler meydana geliyor. Ancak bu değişikliklerin hâlâ ne tür değişiklikler olduğunu, nerelerde meydana geldiğini, bilginin nasıl depolandığını ya da yıllar sonra tekrar hatırlanarak tekrar nasıl gündeme getirildiğini anlayamıyoruz. Beyinde çeşit çeşit hatıralar var. Ancak beyin, ‘kısa dönem anılarla’ (yeni öğrenilen bir telefon numarasını hatırlamak gibi), ‘uzun dönem anıları’ (geçen yıl doğum gününüzde yaptıklarınız gibi) birbirinden bir şekilde ayırıyor. Bilim adamları ‘öğrenme’ ve ‘hafızada tutma’ şeklinin değişik beyin şekillerine bağlı olduğunu düşünüyorlar. Beyin travması ya da beynin zarar görmesi ise bu yetenekleri bozabiliyor.

3. Beyin, geleceği nasıl öngörüyor?
Çoğu zaman gelecekle ilgili birtakım planlarımız ve öngörülerimiz olur. Geleceğin nasıl şekilleneceğini düşünürüz. Beynimizde, gelecekle ilgili bir şekil vardır. Ancak beynin bu ‘gelecek simülasyonunu’ nasıl yaptığı henüz anlaşılmış değil. Beyin, dünyayla ilgili öngörülerde nasıl bulunabiliyor? Bilim adamları hâlâ bunun yanıtını arıyor.

4. ‘Duygu’ ne demek?
Beyin, sadece bilgi biriktiren bir organ değil; aynı zamanda duygu, motivasyon, korku ve umutları barındıran bir organ. Bütün bunlar bilinçaltında olan şeyler aslında... Örneğin beynin duygularla ilgili bölümü sinirli yüzlere, o yüzleri görmeden de tepki verebiliyor. Kültürler arasında da temel duyguların dışa vurulması, aslında birbirine benziyor. Hatta Darwin’in de gözlemlediği gibi, temel duyguların ifade edilmesi bütün memelilerde benzer. Bilim adamları, insanların fiziksel tepkilerinin sürüngenlerin ve kuşların tepkilerine çok ciddi bir şekilde benzediğine dikkat çekiyorlar. Özellikle de korku, öfke ve anne-baba sevgisini hepsi benzer bir şekilde gösteriyor. Duyguların beyinde nasıl işlediği üzerinde bilim adamları hâlâ çalışıyorlar. Duygulara aslında bir çeşit hesaplama ya da ‘ölçüm’ şekli gözüyle bakılabilir. Yani duygular, aslında hızlı bir eylemi harekete geçiren bir ‘durum tespit özetidir’. Nöro-bilimcilerin en önemli hedeflerinden biri ise duygu ve düşünce durumunda ortaya çıkan bozuklukları anlamak. Mesela depresyon... Depresyon, çağımızın en önemli, en yaygın duygu bozuklukları arasında yer alıyor. Şiddet ile dürtüsel saldırı ya da öfkenin de duyguların doğru bir şekilde kontrol edilememesinden kaynaklandığı düşünülüyor.

5. Zekâ nedir?
Zekâ farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Ancak ‘biyolojik’ açıdan zekânın ne anlama geldiği henüz bilinmiyor. Milyarlarca nöron, bilgiyi ‘harekete geçirmek’ için nasıl birlikte çalışıyor? Gereksiz bilgi beyinden nasıl siliniyor? İki kavram ‘birbirine uyunca’ ve böylece bir soruna çözüm bulduğunuzda, beyinde neler oluyor? Zeki insanlar bilgiyi beyinlerinde ‘hatırlaması kolay’, ayrı bir bölgede mi muhafaza ediyorlar? Beyin fonksiyonlarının temel işleyişiyle ve nöronlar arasındaki bağlantılarla ilgili, bilim adamlarının elinde hâlâ çok az bilgi var. Ancak zekânın, beynin tek bir alanıyla değil, pek çok bölgesiyle ilgili olduğu üzerinde duruluyor. İnsan beyninin diğer canlılardan farkı hâlâ araştırılıyor

6. Beyin, ‘zamanı’ nasıl algılıyor?
Alkışladığınızda ya da parmağınızı ‘şıklattığınızda’ sesi mi daha önce duyarsınız, hareketi mi daha önce görürsünüz? Her ne kadar duyma yeteneği, görme yeteneğinden daha hızlı çalışsa da, parmakların görüntüsüyle, çıkarılan ses aynı anda gerçekleşiyormuş hissi doğuyor. Yani beyin pek çok olayın aynı anda gerçekleştiği ‘hissi’ yaratarak aslında bizi ‘kandırıyor’. Beynin zamanla ‘oynadığını’ aslında çok kolay anlayabilirsiniz. Aynanın karşısında sol gözünüze bakın. Daha sonra bakışınızı sağ gözünüze kaydırın. Gözlerinizi diğer tarafa çevirmek bir zaman alıyor elbette. Ancak siz gözlerinizin hareket ettiğini görmüyorsunuz. Gözlerinizi kırpıştırdığınızda da aslında gözleriniz çok kısa süreliğine de olsa karanlıkta kalıyor. Ancak bu karanlığı da görmüyorsunuz

7. Nasıl uyuyor ve rüya görüyoruz?
Zamanımızın üçte birini uyuyarak geçiriyoruz. Bebekler ise zamanlarının üçte ikisini uykuda geçiriyor. Araştırmalara göre, az uyumak sinir sisteminde bozukluğa yol açıyor. Araştırmalar, 10 gün uyumayan farelerin, 10’uncu günün sonunda öldüklerini ortaya koyuyor. Canlılar uyuduklarında beynin bir bölümü de uyuyor, ama uykunun mekanizması, işleyişi hâlâ bilinmiyor. Uykuda nöronların aşırı derecede hareket halinde oldukları biliniyor. Ayrıca önemli bir sorunu çözmeden önce uyumanın, o sorunu çözebilmek açısından yararlı olduğu da düşünülüyor. Düzenli uykunun, öğrenme kapasitesini de artırdığı söyleniyor. Özetle, uyku sayesinde beyin bir şekilde gerekli bilgileri depoluyor, gereksizleri ise ekarte edebiliyor.

8. Beynin ayrı ayrı olan sistemleri, birbirleriyle nasıl bütünleşiyor?
Gözle bakıldığında, aslında beynin her bölgesi aynı görünüyor. Ancak aktivitelerini, işlevlerini ölçtüğümüzde, her nöron bölgesinde farklı bilgilerin kayıtlı olduğunu görüyoruz. Örneğin görme yeteneğini ilgilendiren bölgenin içindeki alanlarda hareketler, yüzler, köşeler ve renklerle ilgili çeşit çeşit bilgiler bulunuyor. Yetişkin bir insanın beynini, çeşitli ülkelerin bulunduğu bir dünya haritasına benzetebiliriz. Beynin içinde koku, açlık, acı, hedef koyma, sıcaklık, öngörü ve daha pek çok şeyle ilgili ‘beyin ağları’ var. Farklı işlevlerine rağmen bu sistemler birbirleriyle bir şekilde bütünleşerek çok iyi bir işbirliğine giriyorlar. Bunun nasıl gerçekleştiğine dair ise bilim adamlarının hiçbir fikri yok. Ayrıca beynin, sistemlerini nasıl bu kadar hızlı bir şekilde koordine ettiği de henüz anlaşılmış değil.

9. ‘Bilinç’ nedir?
İlk öpücüğünüzü düşünün. Bu, hafızanızdan hiç çıkmaz. Peki bu hafıza, bu deneyimi yaşamadan, bu deneyimin bilincinde olmadan önce neredeydi? Modern bilimde, ‘bilinç’ çözülememiş olan en önemli sırlardan biri. Bilinç, tek bir fenomen değil. Peki ne? Bilinç, beyindeki hangi sistemlerle ilgili? Bilim adamlarının bu konuda da hiçbir fikri yok... Şimdiye kadar yapılan araştırmalara göre, bilinç konusunda, büyük bir ihtimalle yine bir grup aktif nöron iletişim içinde. Bilincin altında yatan mekanizmanın moleküllerle ya da hücrelerle ilgili olabileceği üzerinde de duruluyor. Belki de mekanizma, bu sistemlerin etkileşimleriyle oluşuyor. Bilim adamları bu sıralar bilincin, beynin hangi bölgeleriyle ilgili olduğunu araştırıyorlar. Bunu keşfettikten sonra, bu bölgelerin neden birbirleriyle iletişime geçtikleri araştırılacak. Ve beyin hakkında son bir dip not daha...

6 Milyon Önce İnsan Yürümeye Başlamış

  • 15/2/2008
İnsanoğlunun, sanıldığı gibi 3 milyon yıl önce değil, bundan çok daha önce, 6 milyon yıl önce iki ayağı üzerinde yürümeye başladığı belirlendi.



Dr. Robert Eckhardt, “insanın iki ayağı üzerinde, dik olarak yürüdüğüne dair kesin bulgular elde ettiklerini” söyledi.

Science dergisinde yayımlanan makaleye göre, şempanze boyunda, 6 milyon yıl önce yaşamış bir canlıya ait fosiller, Kenya’da bulundu.
Bulunan fosilin uyluk kemiğinin CAT olarak adlandırılan özel bir X-ray taraması sonucunda, insanın bu atasının iki ayağı üzerinde yürüdüğü kesinleştirildi.
Pennsylvania Devlet Üniversitesi’nden Dr. Robert Eckhardt, kemiğin yapısının karşılaştırmalı incelemesi sonucunda, “insanın iki ayağı üzerinde, dik olarak yürüdüğüne dair kesin bulgular elde ettiklerini” bildirdi.
Genetik bilimine göre şempanzeler ve insanın, ortak atasından 7 milyon yıl önce ayrıldığı belirtiliyor.

Bu Olay Gerçek "Simitçi"

  • 15/2/2008
Yıl 2004 Subat
Günlerden, Sibirya soğunun geldigi gün.
Hava karardıktan sonra.
Yer Boğaz köprüsü, yolun Gayrettepe civarı.
Başından geçenleri anlatan....
Gayrettepe esnafı bir seyyar simitçi.
Abi, hava acayip soğuktu..
Kardan gözgözü görmüyordu..
Simitlerimi bitirmiş eve gidecektim...
Boğaz köprüsü yolundaki araçların hiç hareket etmediğini farkettim...
"Şu büfeden 1 karton sigara alsam.
Araçlarında bekleyenlere satabilir miyim acaba" diye düşündüm.
Satamazsam geri verecektim.
Nasıl olsa büfeci arkadaş.
1 karton Malboro aldım.
Tellerden atlayıp köprü yoluna çıktım..
1 dakika geçmemişti ki tüm sigaralarım bitti...
Saatlerdir bekleyenler 5 Milyondan sigaraları kapıştılar..
Simsiyah bir jipin içindeki bir adam beni yanına çağırdı...
"Oğlum, bana 2 marlboro verirmisin"
"Amca sigara bitti ama, gider getiririm"
Koşa koşa büfeye gittim.10 karton malboro aldım...
Eğer ceketimin cebinde saklamasaydim..
Siyah jipin içindeki amcaya sigara kalmayacaktı...
Siyah jipin içindeki amca bana 20 Milyon uzattı..
Paranin üzerini vemeye çalışırken.
"Sen bu karda bana sigara getirdin. Üstü kalsın" dedi.
Jipteki amcanın yanından ayrılırken.
"Bana su bulabilirmisin" dedi.
"Bulurum"diyerek büfeye koştum...
10 karton sigara 1 koli su aldım..
Yine, jipin yanina vardığımda, sadece amca için ayırdığım 2 küçük sişe su
kalmıştı.
Jipteki amca "Kaç para oğlum su" dedi.
Az önce adam 20 milyon verdi 2 sigaraya.
Şimdi su için para almak ayıp olurdu.
"Yok amca istemez"dedim..
"Benden zengin misin" diyerek 20 lik verdi..
Tam adamın yanından ayrılırken aklıma geldi.
"Amca karnın aç mı ?"
"Yiyecek birşey bulabilirmisin"
"Bulurum bekle" dedim.
Hızını artıran tipide koşarak telleri atlayıp büfeye geldim.
Artık Malboro kalmamıştı.
Ne bulduysam 10 karton daha aldım.
Giderken büfeciye "Bana 20 tane yarım ekmeğe, kasar-amerikan,salam-amerikan ve kaşar-sucuk sandviç yap. 2 tanesi torpilli olacak " dedim....
Sigaraları satıp geldiğimde, sandviçler hazırdı.
Hepsini folyalara sardırdım.
Amcanın yanına gelinceye kadar tüm sandviçler bitmiş ve yeni siparişler almıştım...
Kara jipteki amcanin torpilli sanviçlerini verdim....
Amca cüzdanını çıkardı..
Başladı yirmilikleri saymaya. 1,2,5,9,10. Ve 10 tane yirmiliği bana verdi.
"Bunu hakettin.Senin sayende,sigaram,suyum,yemeğim var.
Artık beklemek önemli değil" dedi.
Tesekkür ettim.
Yanından ayrıldım.
O gece büfedeki tüm sigaraları ve tüm ekmekleri sattım..
Bilmiyorum büfe ile çevreyolu arasında kaç sefer yaptığımı.
Ama çok fazla üşümüştüm.
Artık soğuktan ayaklarım tutmuyordu.
Eğer üşümemiş olsaydım daha çok şey satabilirdim.
Eve geldiğimde,eşim beni kuruladı.
Cebimdeki paraları masanin üzerine çıkarttım.
Ailece saydık.
Şimdiye kadar hiç 1.350.000.000 görmemiştim.

Not: Bu son yağan karda, herkes hazırlıklıydı. Ama ben yine de kazandım.

Anlatan : Simitçi

İnanılması Zor Töreler

  • 15/2/2008
Tazmanya'da kadın ölen kocasının cinsel organını boynuna asmak zorunda!

Guam'da bakirelerin evlenmesi yasak. Bunun için kızlar bekaretlerini para karşılığı bu işi yapan kişilere bozduruyor!

Arizona'da patlak lastikli otomobil içinde sevişmek yasak. Kurala uymayan ön koltukta sevişen 50 dolar ödüyor

Gine'de evli kadını baştan çıkaran adamın el ve ayak parmaklarından biri kesiliyor. Kesilen parça ilişkiye giren kadına yediriliyor!

Guyana'da banyoda seks yaparken yakalanan çiftler önce boyanıyor, sonra da bir eşeğin arkasına bağlanarak şehirde gezdiriliyor!..

Colombia'da gelinin annesi gerdeğe giren çiftin yatağının kenarına oturarak ilk ilişkiye şahitlik ediyor!..

Hindistan'da evlere gündeliğe gelen kadınlar evdeki bekar gencin seksüel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda.

Laos'ta kadınların ayakları en erotik bölge kabul ediliyor. Bu nedenle kadınların ayaklarını göstermesi yasak.

Tayvan'da damadın akrabası ya da arkadaşı gelinin bekaretini alıyor., Gerekçesi; "Damat böyle sıkıcı bir işle zaman kaybetmesin!"

Liverpool'daki dükkanlar çocuklar vitrini seyrederken kadın vitrin mankenini soyamaz ya da giydiremez!.

Amboyna adasında ürünün az olacağı belirlenirse erkeklerin güneş batımında çıplak olarak tarlaya gidip ekinlerin arasında masturbasyon yapmaları gerekiyor!!!

Evlilik yüzüğü yüzük parmağına takılır biliyormuydunuz?

  • 15/2/2008
Yaşamınız boyunca lazım olur mu bilmem ama aklınızda bulunsun...
Evlilik yüzüğü neden hep aynı parmağımızdadır da, neden İşaret parmağı Baş parmak ya da Serçe parmak değil de neden Yüzük Parmağı...
Evlilik yüzüğünü ilk defa eski mısır prensesi nefertiti takmıştır...O yıllardaki  Tıbbın ne kadar ilerde olduğu ayrı bir tartışma konusudur ama yüzyıllar  Sonra anlaşılmıştır ki direk kalbe giden tek damar evlilik yüzüğünü taktığımız Parmaktadır..

Başka hiç bir parmağımızdan direk kalbe giden bir damar yoktur...

Öldüren Saç Modası

  • 14/2/2008
1970'lerde, saçları dimdik, yukarıya doğru kalıp gibi yaptırmak moda olmuş. Buna uymak için insanlar saçlarını yaptırıyo, haftalarca da yıkamıyolarmış. Bir liseli kız, okulundaki en yüksek saç yarışmasını kazanmak için saçlarını bu şekilde yaptırmış. Eve dönerken saçları örümcek ağına takılmış ama farketmemiş. Okuldaki yarışmayı kazandıktan sonra saçlarını birkaç hafta yıkamamış. E havasını atacak ya, banyoya kafasına bi torba geçirip giriyomuş.

Bi gün okulda sınav olurken kız aniden, şak diye bayılmış. Hastaneye kaldırmışlar, fakat maalesef kurtaramamışlar. Doktorlar ölüm nedenini anlamak için otopsi yaparken, kızın saçlarını aralayınca morgu binlerce örümcek basmış. Meğerse kızın takıldığı ağdaki örümcek, kafasının içine yumurtlamış ve o örümcekler sonraki birkaç hafta da kızın kafa derisini kemirip beynine girmişler. Bu olaydan sonra Amerika'da, saçlarını öyle havaya doğru yapanlara rastlanmamış gerçekmidir bilinmez.

Tarihi Ayıp Yıllarca Gizli Tutulmuş

  • 13/2/2008
1960'lı yıllarda ABD ile Sovyetler Birliği uzaya insanlı araç gönderen ilk ülke olma yarışı içindeydilerTeknolojileri birbirine çokm yakınmış. Bu nedenle iki ülkenin yürüttüğü proje hemen hemen aynı zamanda bitecekmiş. Bilimadamları zamana karşı bir yarış içindeymişler. Fakat yoğun çalışmalar sırasında Amerikalı bilim adamları, akıllarına daha önce hiç gelmeyen bir sorunlar karşılaşmışlar.

Yerçekimsiz ortamda astronotların not tutmak için kullandığı tükenmez kalemlerin mürekkebi, kalemin üstünde birikiyor ve yazı yazılamıyormuş. O yıllarda bilgisayarlar bu kadar küçük boyutlarda olmadığından, kağıda not almak kaçınılmazmış. Bu sorunu gidermek için, projeyi geciktirmek pahasına, NASA binlerce dolar harcayıp uzayda yazabilen bir kalem geliştirmişler.

Diğer yanda, neredeyse aynı zamanlarda Rus bilim adamları da aynı sorunu farketmiş. Ancak onlar sorunu çok daha çabuk ve ucuza çözmüşler. Yörüngeye çıkacak olan Yuri Gagarin'in eline bir kurşun kalem tutuşturmuşlar.

Böylece uzaya insan gönderen ilk ülke Sovyetler Birliği olmuş. NASA, bu onuru elde edememenin böylesi aptalca bir sebepten kaynaklandığını kamu oyuna açıklamaya korkmuş. Bu tarihi ayıp yıllardır gizli tutuluyormuş.

<-Önceki::


GOOGLE SITE

Online E-Devlet Hizmetleri
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
SSK Hizmet Dökümü
İnternet Vergi Dairesi
Motorlu Taşıtlar Vergisi
Telefon Rehberi
ÖSYM Sınav Sonuçları
ÖSYM Sınav Sonuçları
ÖSS Sonuçları
KPSS Sonuçları
KPDS Sonuçları
LES Sonuçları
TUS Sonuçları
ÜDS Sonuçları
ALS Sonuçları
DGS Sonuçları
Diğer Sınav Sonuçları
ÖSYM Sınav Takvimi
E-Devlet Linkleri:
Devletim.com
Online Hizmetler
Milli Eğitim Bakanlığı
Üniversiteler
Sağlık Bakanlığı
Emeklilik Hizmetleri
Hukuk ve Adalet
Emniyet Hizmetleri
Ekonomik ve Mali İşler
İş ve Eleman Arama
Genel Devlet Kurumları
Bakanlıklar
Valilikler
Belediyeler
Kaymakamlıklar
Siyasi Partiler
Silahlı Kuvvetler
Sivil Toplum
Engelli Sayfaları
Elçilik - Konsolosluklar
Avrupa Birliği
K.K.T.C.
Turizm
Tatil ve Gezi Rehberi
Deprem Linkleri
Haber Kaynakları

Google Adsense İle Web Sitenizden Para Kazanın!

sitene ekle

Ziyaretçi Selamlama



IP adresi

http://adminege.cx.tr

Türkçe Kelime
Türk Dil Kurumu Tabanli Arama Yapilmaktadir.