-
Kanuni, Süleymaniye Cami’nin temelini atarken yanında bulunan Şeyhülislam Ebusuud Efendi’ye:
-Üstadım, dedi, bu işe benden daha layıksınız, yapılacak caminin temel
taşını siz koyunuz. Bir şaheser olan Süleymaniye Cami bittikten sonra
ise Mimar Sinan’a:
-Bu cami-i şerifi sen yaptın. Kapılarını ibadete açmak senin hakkındır, demiştir.
Fatih Sultan Mehmet sefere giderken nereye gidebileceğini kimseye
söylemezdi. Fatih gene bir sefere hazırlanırken kadılardan biri
kendisine:
-Şevketlü sultanım, dedi, acaba sefer-i hümayununuz ne tarafadır?
Fatih bu soruya kızdı ve kadıya şöyle dedi:
-Hoca efendi, sakalımın tellerinden biri yapmak istediğimi bilmiş olsaydı, onu hemen koparır ve yakardım.
Türkiye’de bazı köy, mahalle ve sokaklar, isimlerinin ilginçliği ve bu
isimlerin konulmasına neden olan olaylar bakımından dikkat çekiyor.
Denizli’nin Kale ilçesine bağlı Kurbağalık köyünün, bu ismi şive bozukluğu nedeniyle aldığı ifade edildi.
Köy Muhtarı Adem Öbelik, bir araştırma sonucu, Toroslar’dan gelen "Sarı
Keçeliler" lakabıyla anılan üç yörük ailesinin 1359 yılında buraya
yerleşmesiyle yerleşik yaşamın başladığının belirlendiğini söyledi.
Buraya yerleşen ailelerin gül ve bağ bahçeleri oluşturduğunu kaydeden
Öbelik, "Köye bu görünümünden dolayı Gülbağlık denilmiş. Daha sonra
kuraklık nedeniyle gül bahçeleri kurumaya başlamış. Bu nedenle de
Kurubağlık olarak anılmaya başlanmış. Ancak şive nedeniyle "u"
harflerinden biri söylenmeyince Kurbağalık olarak kayıtlara geçmiş"
dedi.
ÇANAKKALE
Çanakkale’nin Biga ilçesi Şirinköy Muhtarı Hüseyin Küçük, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, köyün 1877-1878 Osmanlı-Rum savaşı
sonrası Bulgaristan’ın Razgrat kasabasına bağlı Kosovina köyünden gelen
muhacirler tarafından kurulduğunu söyledi.
Köylerine 1939 yılında yine Bulgaristan’ın Şumnu, Totrakan ve
Osmanpazarı bölgelerinden göç olduğunu belirten Küçük, "Köyün kurulduğu
tepeye eskiden ’Katırtepe’ denilirmiş. Bu nedenle köyümüzün ismi
Katırtepe’ydi. Ancak köy sakinleri bu adı beğenmeyince köyün isminin
Şirinköy olarak değiştirilmesi için talepte bulunduk. 1987 yılından
itibaren köyümüz yeni adıyla anılıyor" dedi.
Osmanlı Rus Savaşı sonrası, Bulgaristan’ın Razgrat kasabasına bağlı
Popköy’den Biga’ya gelen muhacirler, 1883 yılında kurdukları köylerine
halk arasında "yaşayan motiflere, öğelere yer verip onlardan yararlanan
kültür" anlamına gelen "Pop" adını verdi.
Köy Muhtarı Ahmet Arıgün, sonraki yıllarda "pop" kelimesinin kilise
müziği anlamına geldiği gerekçesiyle köyün adının değiştirildiğini
söyledi.
Arıgün, Kurtuluş Savaşı sırasında yörede büyük kahramanlıklar gösteren
ve daha sonra şehit olan Kani beyin adının yaşatılması için köye
"Kanibey" adının verildiğini kaydetti.
Çan’ın Danapınar köyü, adını Bostanlık mevkisindeki pınardan aldı.
Yöredeki diğer köylerde yaşayanların pınardan hayvanlarını sulaması nedeniyle köyün adı "Danapınar" olarak kaldı.
Çanakkale’nin merkeze bağlı Çıplak köyü muhtarı İlhan Ulus, köylerinin
kuruluş tarihin bilinmediğini, ancak yöredeki en eski tarihe sahip
köyler arasında yer aldığını söyledi.
Çıplak adının nereden geldiği konusunda bilgi veren Ulus, şunları söyledi:
"Köyümüzün bulunduğu Kumkale (Batak) Ovası’nda sivrisinek çok olduğu
için köyün ilk yerleşim yerinde kalanlar sık sık sıtmaya yakalanır ve
ölümler çok olurmuş. Yıllar sonra hastalıktan korkan köy halkı her
şeyini bırakıp köyün şimdiki yerine göç etmiş. O dönemde köye ilk
yerleşen kişi ’Çıplak Dede’ olarak anıldığından köyümüzün ismi ’Çıplak’
olarak kalmış." Ayvacık’ın Küçükkuyu beldesine bağlı Çakalini köyünün
adı 1978 yılında köylülerin talebi doğrultusunda Boztepe olarak
değiştirildi. Köy sakinlerinden Mehmet Çetin, köy civarında yabani
hayvanların oldukça bol bulunduğunu, bunların çoğunun çakal olması
nedeniyle köyün "Çakalini" olarak adlandırıldığını söyledi.
Çetin, yıllar sonra, köyün adının, yaşayanların beğenmemesi ve köyün
tepede bulunması nedeniyle "Boztepe" olarak değiştirildiğini kaydetti.
EDİRNE
Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Edirne’de "Cazgır",
"Kispet", "Künde", "Pehlivan" gibi sokak adları dikkat çekiyor.
Edirne Belediye Meclisinin, adı olmayan bazı cadde ve sokaklara yeni
isimler verdiğini ifade eden yetkililer, belediyeye yeni isim için
başvuran kişilerin kulağa hoş gelen ve özellikle geçmişinde bir mevki
sahibi olan kişilerin sokaklarında anılmasını istediğini belirttiler.
TEKİRDAĞ
Tekirdağ’da güzel evleri, iyi giyinen insanları ve konumu
nedeniyle çevredekilerin ilgi odağı olan sokağa "Letafet", daha önce
çok hareketli biri olan "Hüseyin" isimli bir kişiyi tanımlamak için
yaşadığı sokağa da önce "Çekirge", daha sonra da "Çekirdek" adı uygun
görüldü.
Kurnaz ve zeki kişiye "Şeytan" denilmesinden yola çıkılarak bir sokağa
"Şeytan Bayırı", görünüş olarak çatalı andıran bir sokağa da "Çatal
Sokağı" adı verildi.
Tekirdağ Belediyesi yetkilileri, "Sirkeci", "Sepetçi", "Çarkçızade",
"Çarkçılık" ve "Karanlık" sokaklarının isimlerinin değiştirilerek yeni
isimler verildiğini bildirdiler.
KIRKLARELİ
Kırklareli Belediye Başkanlığı yetkilileri, kentteki cadde ve
sokakların genellikle çiçek isimlerinden oluştuğunu belirttiler.
Halktan ve Belediye Meclisi üyelerinden gelen talep doğrultusunda bazı
caddelerin isimlerinin değiştirildiğini ifade eden yetkililer, bu
kapsamda Bulgaristan’da bir köyün türü olan Tırnova Caddesi’nin Balkan
Caddesi olarak değiştirildiğini kaydettiler.
Adı bulunmayan bir caddeye de belediyenin Almanya’daki kardeş şehri
olan "Waldorf" adını verildiğini söyleyen yetkililer, sokak ve cadde
isimlerinin talepler gelmesi halinde ve uygun görülürse
değiştirildiğini bildirdiler.
AYDIN
Aydın’ın Kuyucak ilçesine bağlı "Sinekler" köyünün ismi,
tabelasındaki "s" harfinin komşu köyün gençleri tarafından sürekli
silinmesi ve "İnekler" olarak görünmesi nedeniyle "5 Eylül köyü" olarak
değiştirildi.
Köyün isminin değiştirilmesi için 2002 yılında imza kampanyası
başlatıldığını belirten Köy Muhtarı Ali Güler, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, köyün adını beğenmeyen gençlerle komşu köydeki bazı
kişilerin tabeladaki ’s’ harfini silerek adını "İnekler" haline
getirdiğini kaydetti.
800 yıllık geçmişi olan Sinekler köyü isminin her zaman alay konusu
olduğunu belirten Güler, şöyle konuştu:
"Köyümüzün kuruluşunda Yörük çokmuş. Bunların arasında selek ustası da
çok olduğu için ismini o yıllarda Selekler Köyü koymuşlar. Sonra
zamanla isim Sinekler köyü olmuş. Bizim köyün gençleri tabeladaki ’s’
harfini sürekli silip ’İnekler’ yapınca imza topladık. İl Genel
Meclisine, Valiliğe 2002 yılında isim değişikliği için müracaat ettik.
Valilik, Kuyucak’ın kurtuluş yıl dönümü olan 5 Eylülü köyün adına uygun
buldu.
Şimdi bu köy adından çok mutluyuz." Aydın’ın Çine ilçesine bağlı olan
Hacıkabasakallılar köyü de köy muhtarının girişimleri sonucu
Kirazderesi adını aldı. Köy Muhtarı İsmail Aydoğdu, köyün adının resmi
yazışmalarda sayfalara sığmadığı ve akılda tutulması zor olduğu için
değiştirildiğini belirtti.
BURSA
Bursa’da bulunan Kızyakup Mahallesi’nin adı, bölgede kentsel
dönüşüm projesi başlatılmasıyla Ebu İshak olarak değiştirildi.
Rivayete göre, Kızyakup Mahallesi, adını bölgede bulunan Karayakup
Türbesi ile hemen dibinde bulunan Kızılyakup Çeşmesi’nin halk arasında
birleştirilen adından almış.
Geçen aylarda belediye meclisinin kararıyla Ebu İshak Mahallesi ile
birleştirilen mahalle, artık Ebu İshak olarak anılıyor.
Tarihi belgelere göre, Kestel ilçesine bağlı Ağlaşan köyü ise adını
ağlayarak buraya yerleşenlerden alıyor. Ağlaşan yakınındaki Menendi
köyünde hastalık nedeniyle çoğu kişi ölmüş, kalan 3-5 hanenin
yerleştiği yere "Ağlaşan" adı verilmiş.
Büyükorhan ilçesine bağlı Durhasan köyü de adını kış mevsiminin sert
geçtiği bir bölgeden gelen Yörüğün Oba Beyi Hasan’ın bölgenin
şartlarını beğenerek buraya yerleşmesinden alıyor.
Aynı ilçede önceden Yörüklerin beslediği tekelerden dolayı Tekeler
olarak anılan köyün ismi zamanla Tekerler köyüne dönüşmüş.
Orhaneli’ne bağlı Dönmeler Köyü, alay konusu olduğu için ismi
değiştirilen köyler arasında yer alıyor. Osmanlılar döneminde köyün
Hristiyan olan halkı toplu olarak Müslümanlığa geçince "Dönmeler"
olarak anılır olmuş. Son dönemlere kadar bu adla anılan köy, halkın
başvurusu üzerine yaklaşık bir ay önce Gümüşsuyu adını almış.
Şu anda arıcılık yapılmayan Deliballılar köyü ise ismini geçmişte bölgede bolca üretilen acı balından alıyor.
Keles’e bağlı Delice köyünün isminin ise "Velice" adlı Yörükten geldiği
söyleniyor. Köy Muhtarı Çetin Ayaz, köyün ismini Taşpınar olarak
değiştirmek istediklerini dile getirerek, "Köyümüzün ismi alay konusu
oluyor. Halbuki köyümüzde hiç deli veya saf insan bulunmuyor. Köyün
ismini en kısa zamanda değiştirmek istiyoruz" dedi.
Mustafakemalpaşa’ya bağlı Döllük köyü, 1876 yılında Kafkas göçmenleri
tarafından kurulmuş. Sulak ve verimli otlaklarda kurulan köy, diğer
köylerdeki büyükbaş hayvanların da burada otlatılması ve
çiftleştirilmesi nedeniyle Döllük adını almış. Yaklaşık 30 yıl önce
köyün adının değiştirilmesi için müracaatta bulunulsa da bu talep,
"döllük"ün Türkçe olması gerekçe gösterilerek reddedilmiş.
BALIKESİR
Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Sinekler köyünün adı bazı
çevreler tarafından alay konusu edilince köylülerin başvurusu üzerine
Şenköy olarak değiştirildi.
Köy Muhtarı Mehmet Emin Çetin, yaklaşık 150 yıllık geçmişe sahip köye
Sinekler adının neden ve kimler tarafından verildiğinin bilinmediğini
belirterek, şöyle konuştu:
"Çevre köylere veya ilçeye gittiğimiz zaman nereden olduğumuz sorulunca
’Sinekler’ dediğimizde hoş olmayan alaycı bir yaklaşımla
karşılaşıyorduk. Bu, giderek köylülerimiz arasında rahatsızlık yarattı.
Bunun üzerine imza topladık ve 1995 yılında köyümüzün ismi değişti.
Şenköylü olmaktan mutluyuz." Balıkesir’in Susurluk ilçesi ise adını cumhuriyet döneminde almış.
1892’de bucak, 1926’da ilçe olan Susurluk, sulak alanların ve buna bağlı
olarak sığır yetiştiriciliğinin revaçta olması nedeniyle "Susığırlık"
olarak anılıyormuş. Susurluk’un Susığırlık öncesindeki adının ise
"Pırt" olduğu söyleniyor.
KÜTAHYA
Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Sudöşeği köyü, adını bulunduğu
yerin geçmişte sulak ve bataklık olmasından almış. Geçmişte "Suyatağı"
olarak anılan köyün ismi, zamanla "Sudöşeği"ne dönüşmüş.
Tavşanlı ilçesine bağlı Dümrek Hüseyin Paşa köyünün geçmişi ise 500 yıl
öncesine dayanıyor. Köy Muhtarı Ali Kapçak, geçmişte yaşlıların
dümbelek çalarak birbirlerini ziyarete gitmeleri nedeniyle köyün ilk
adının "Dümrek" olduğunu belirterek, "Yunan harbi zamanında köyümüze
gelen Yunan askerleriyle savaşan komutan şehit düşmüş ve komutayı
Hüseyin adında bir ere bırakmış. Şehit olmadan önce de ’Hüseyin bundan
sonra paşa sensin’ demiş. Bu olaydan sonra köyümüz bu ismi almış" diye
konuştu.
YALOVA
Yalova’nın adının nereden geldiğine dair çeşitli iddialar ortaya
atılsa da en çok kabul göreni Osmanlı döneminde Çiftlikköy ilçesinden
başlayıp Termal ve Çınarcık ilçelerini içine alan bölgeye verilen
"Yalakabad" adından geldiği.
Yalakabad’ın ardından buranın Yali Ovası olarak anıldığı, cumhuriyetin
ilanından vefatına kadar sık sık Yalova’ya gelen Ulu Önder Atatürk’ün
burada yazdığı mektupları tarih attıktan sonra Yali Ovası yazıp
imzaladığı belgelenmiş.
Türkçe’ye Rumca’dan Yalı olarak geçen yali ve ova kelimelerinin birleşerek Yalova olarak kaldığı sanılıyor.
Yalova’da "Katırlı" beldesinin adı Esenköy, geçmişte hapishane
bulunduğundan yıllarca "Zindan" olarak anılan Teşvikiye beldesine bağlı
mahallenin ismi ise Yukarı Teşvikiye olarak değiştirildi.
İZMİR
İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Parsa beldesinin adı 1963
yılında Bağyurdu olarak değiştirilmiş. Bağyurdu Belediye Başkanı Rıdvan
Üreten, beldenin ilk adının Yelki olduğunu, Parsa ismini ise daha sonra
aldığını ifade etti. Önceleri ovada kurulu olan beldenin Yörüklerin göç
ettiği yerlerden olduğunu belirten Üreten, bu göç edilen yerde aynı
zamanda pars denilen hayvanların da barındığı, o yüzden buranın "Parsa"
ismini aldığını kaydetti.
Kemalpaşa’nın Yiğitler Köyü Muhtarı Refik Yay, daha önce Sofular olan
köy isminin İzmir Valisi Kazım Dirik tarafından değiştirildiğini, köy
halkının kendi gayretleriyle yaptığı okulu gören Vali Dirik’in bu köyün
ismini Yiğitler olarak değiştirdiğini ifade etti.
Kemalpaşa’nın Ansızca köyü de kurulduğu yerin konumundan dolayı bu adı
almış. 1190 nüfusa sahip köyün Muhtarı İbrahim Kuru, iki tepe arasında
kurulan köyün girişinde mezarlık, mezarlığın önünde çam ağaçları
olduğunu ifade etti. Kuru, bu çam ağaçlarından sonra köye birden
girildiğini ve gelenlerin şaşırdığını, bu nedenle köyün isminin
"Ansızca" olduğunu belirtti.
Daha önce Cumaovası olarak geçen, İzmir’in Menderes ilçesine bağlı Çile
köyü Muhtarı Kemal Düzgün, köyün isminin kuruluşundan bu yana aynı
olduğunu ifade etti. Köyün yakınındaki Değirmendere beldesindeki
mahkumların cezalandırılmak ve çile çektirilmek için köylerine
getirildiğini belirten Düzgün, bir rivayete göre köyde idamlarda
kullanılan bir de ağaç olduğunu ifade etti.
Bergama’nın Örlemiş köyünün yörük köyü olduğunu kaydeden Köy Muhtarı
Hüseyin Yaşa, "toplanmış, birikmiş" anlamına gelen Örlemiş’in halk
tarafından da benimsendiğini belirtti.
Tire ilçesindeki Boynuyoğun köyünün isminin aşiret ismi olduğunu
belirten Köy Muhtarı Ajlan Birlik de köyün ismini kuruluşundan beri
böyle bildiklerini ifade etti.
MANİSA
Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Cenkyeri Belediye Başkanı Ünsal
Uzunyılmaz, beldelerinin eski isminin Çinge olduğunu bunun 1997 yılında
Cenkyeri olarak değiştirildiğini söyledi. Çinge’nin bir Türk boyu
olduğunu belirten Uzunyılmaz, buna rağmen belde halkının bu isimi
istemediğini belirtti. Uzunyılmaz, Çinge’nin "Cenktepesi" olarak
değiştirilmek istendiğini ancak son olarak "Cenkyeri" isminde karar
kılındığını söyledi.
Manisa’nın Alaşehir ilçesine bağlı Baklacı Köyü Muhtarı Necdet Türk,
yeni isimlerinin 1998 yılında resmiyete kavuştuğunu ifade etti. Musaağa
olan köy isminin halk dilinde zaten Baklacı olarak bilindiğini dile
getiren Türk, bu ismin resmiyette de sıkıntı yarattığını ifade etti.
Musa Ağa’nın, eşinin büyük dedesi olduğunu da belirten Türk, zamanında
Baklacı köyünün çoğunun bu kişiye ait olduğunu, bu nedenle köyün
isminin onun adıyla anıldığını söyledi. Daha önceki yıllarda köyde
bakla yetiştirildiğini kaydeden Türk, şimdi köyün geçiminin üzüm
yetiştiriciliğine dayandığını söyledi.
Manisa’da, daha önce Hodullu Yörüklerinin ikamet ettiği ve ismini
buradan alan Alaşehir ilçesindeki Hotallı köyünün ismi 1985 yılında
Işıklar, 1992 yılında da Gördes ilçesindeki Söğeller köyünün ismi
Akpınar olarak değiştirildi.
UŞAK
Uşak’ın merkez ilçesine bağlı Kediyünü köyü muhtarı İsmail
Şehirli, köylünün isimden hoşnut olmadığını belirterek, yabancıların
köyün adını alay konusu yaptıklarını kaydetti.
Köye yeni bir isim bulma arayışında olduklarını dile getiren Şehirli,
"Kediyünü deyince insanlar değişik tepkiler veriyor, bizimle alay
ediyorlar. O yüzden köyün ismini değiştirmek için güzel bir isim
arıyoruz" dedi.
Eğlence köyü muhtarı Hasan Yavuzsoy da geçiş noktasında bulunan köyde
geçmiş yıllarda Gediz ile Uşak arasında yolculuk yapanların
konakladığını ifade etti. O yüzden bugünkü anlamıyla olmasa da
"eğlence"nin "dinlenme, bir yere varınca oyalanma" anlamında
kullanıldığını belirten muhtar Yavuzsoy, köyün isminden memnun
olduklarını söyledi.
ANTALYA
Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Yeşilköy, bölgede hala eski adı
olan "Şapşal" olarak biliniyor. Köy, 1968 yılında zamanın muhtarı
Ramazan Budak’ın çabasıyla Yeşilköy adını almış.
Yeşilköy köyü muhtarı Osman Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
bilinen yerleşim tarihi 250-300 yıla kadar uzanan köyün Şapşal adını
almasıyla ilgili iki rivayet olduğunu söyledi.
Bir rivayete göre, çeşmenin önüne su içilebilmesi amacıyla yapılan
"şapşak" adlı su kabının zamanla "şapşal" halini aldığını belirten
Yavuz, "Diğer bir rivayete göre, zamanın kadısı olduğu ileri sürülen
kişi köyden geçtiği sırada bir köylüye çeşmenin çok yakınında
’Buralarda içecek su var mıdır?’ diye sormuş, köylü de ’Şapşal adam
görmüyor musun su gözünün önünde’ demiş. İsim de oradan kalmış" dedi.
Şapşal isminin değiştirilmesi için yıllarca uğraştıklarını ifade eden
77 yaşındaki Ramazan Budak da "Osmanlı döneminden kalma çeşmeden
insanların su içebilmeleri için ağaçtan oluklar yapılmış. O zamanlarda
tas olmadığından ağaçtan şapşak diye bir şey yapılmış ve insanlar suyu
bundan içmişler. Şapşak ismi zamanla şapşal olarak değişmiş" diye
konuştu.
Alanya’nın Demirtaş beldesine bağlı bir sahil köyü olan, eski adı
Domalan olan Yeşilöz’ün sakinleri, Domalan’ın Avrupa’da "kralların
yemeği" olarak bilinen bir mantar türü olduğunu kimseye anlatamamışlar.
Sonunda köylülerin başvurusu üzerine köyün adı "Yeşilöz" olarak değiştirilmiş.
Yeşilöz köyü muhtarı Muzaffer Karadağ, 30 yılı aşkın süredir "Domalan"
adını kullanmadıklarını söyledi. Karadağ, "Eskiden yaylalarımızda
yetişen bir mantara ’domalan’ diyorduk. Bu mantar sarımsak gibi ve
haşlanıp yenebiliyordu. Köyümüzün adını bir mantar türünden aldığını
bir türlü anlatamadık" dedi.
Aynı beldeye bağlı bir diğer köy olan "Kıllı" sakinleri de 20 yıl önce
küçükbaş ve büyükbaş hayvanların tahribatı üzerine ormanlık alanlarını
kaybetmişler. Yeniden ağaçlandırma çalışmaları yapan köylüler bu kez
hayvanlarını kaybetmeye başlayınca "Kıllı" adının uğursuzluğuna
inanmışlar. Köylülerin başvurusu üzerine 400 yıllık tarihi olan köyün
adı "Çamlıca" olarak değiştirilmiş.
Gazipaşa ilçesine bağlı "Kıcık" da ilginç isimli köyler arasında bulunuyor.
Muhtar Abdurrahman Yılmaz, köyün geçmişinin Selçuklulara dayandığını belirterek, şunları söyledi:
"Eskiden salgın bir hastalık sonucu birkaç kişi kalmış köyde.
Hastalıktan kaçanlar, soranlara ’Köyde aklı başında kimse kalmadı.
Birkaç gıcık adam kaldı’ demişler. Köyümüz adını oradan almış.
Uzun zamandır muhtarlık yapıyorum ve köy dışına her çıkışımda alaycı
sözlerle karşılaştım. Özellikle Ankara ziyaretlerim sırasında kayıt
yaptırırken görevliler, gırgır geçer gibi ’Bu ismi nereden buldunuz’
diyorlardı. Bunun üzerine köylüleri 1993 yılında toplayarak köyün adını
değiştirme teklifinde bulundum. Hayatları boyunca köyden dışarı
çıkmayanlar ’ne gerek var’ dediler ama diğerleri ’değişsin de ne olursa
olsun’ diyerek bana destek verdiler. Bunun üzerine muzla geçimimizi
sağladığımız için köyün adını ’Muzkent’ olarak değiştirmek için
başvurduk. Başvurumuz kabul oldu ve Muzkent olduk." Manavgat’ın Şişeler
köyü muhtarı Mehmet Çetin de yaklaşık bin yıllık tarihi olan köyün
adını "unutulan şişelerden" aldığını söyledi. Çetin, "Uzun yıllar önce
birkaç kişi köyümüze yaz ayında su kabaklarıyla gelmişler. Köyümüzde
dinlendikten sonra Seydiler köyü civarına gitmişler. Orada içinde su
kabakları olan şişelerini bizim köyde unuttuklarını söylemişler.
Köyümüzün ismi o günden beri ’Şişeler’ olarak kalmış" diye konuştu.
Bu arada, isimlerinin kendilerini küçük düşürdüğünü ileri süren
Alanya’nın Çakallar köyü sakinleri, muhtarları aracılığıyla "Aslanlar"
adını alabilmek için başvuruda bulundu.
SAMSUN
Samsun’a bağlı ilçelerde özellikle köy isimlerinin önemli bölümü
yörenin adına "büyük-küçük", "aşağı-yukarı" gibi tanımların yanı sıra
"tepe", "pınar", "çayır","ırmak" ve "dere" gibi coğrafi terimlerin
eklenmesiyle oluşturulmuş.
Kişi adlarına lakap eklenerek konulmuş "Yağcımahmut", "Ağdırhasan",
"İmanalisi", "Sarıyusuf" ve "Deliahmetoğlu" gibi isimlere de çok sık
rastlanan Samsun’da "Elmacık", "Cevizlik" ve ’Kirazlık" gibi meyve
isimleri de yer alıyor.
"Tilkili", "Karga", "Boğa" ve Samur" gibi hayvan isimlerden oluşan
köylerin de bulunduğu Samsun’da "Vicikler" ve "Hoylan" gibi değişik
isimlere de rastlanıyor.
Samsun merkezdeki çok sayıda mahalle ve sokak ismi ise genellikle cumhuriyetin ilanından sonra değiştirilmiş.
Ermeni mahallesi olarak bilinen Selahiye Mahallesi’ne bu ismin
verilmesi, rivayete göre mahalledeki davudi sesli bir imamın okuduğu
"sela"dan kaynaklanıyor. Mahalle tarif edilirken "selahiye" olarak
anıldığı anlatılan yörenin adı da bu nedenle Selahiye olarak
değiştirilmiş.
Samsun merkezdeki Ulugazi Mahallesi ise adını Ulu Önder Atatürk’ten
almış. Büyün Önder’in 1928 yılında kenti ziyareti sırasında zamanında
otel olarak kullanılan şimdiki Gazi Müzesi’ne doğru yürürken çevrede
toplananların "Ulu Gazi" diye bağırarak sevinç gösterisinde
bulunmasının ardından bölge Ulugazi olarak anılmaya başlanmış ve 1933
yılından itibaren ise Reşadiye Mahallesi’nden ayrılarak Ulugazi
Mahallesi olarak kayıtlara geçmiş.
AMASYA
Amasya’da’daki köylerden "Bulduklu", başka bir köyde kaybolan bir hayvanın burada bulunması üzerine bu adı almış.
Küçük olduğu için "Kutu" ismi verilen veya köye tuz almak için
gelenlere tuz verilemediği için "Tuzsuz" denilen, ana yola yakın olması
nedeniyle "Yolyanı" adı verilen köyler de bulunuyor.
Bunun yanı sıra "Gerne", "Moramul", "Göndes", "Mörek" ve "Heniske" gibi adlara rastlanıyor.
SİNOP
Sinop’ta köy ve mahalle isimlerinin çoğu yöreye atıfta bulunan adlardan oluşuyor.
Bunların bazıları çeşitli nedenlerle değişikliğe uğrarken Dikmen’e
bağlı bir belde olan Kanlıçay’ın adı bölge insanının talebi üzerine
birkaç yıl önce "Güzelceçay" olarak değiştirilmiş.
Gerze’ye bağlı Tilkilik köyünün adı "Çağlayan", Türkeli’ne bağlı Helaldı’nın adı ise "Güzelkent" yapılmış.
Sinop merkeze bağlı Deliler köyünün adı da köy sakinlerinin isteği üzerine Yalıköy olmuş.
ZONGULDAK
Zonguldak’ta Ense, Gebe, Keller, Sarımsak, Hallı, Yedigelli,
Sabunlar, Yılanlıçokuz, Yılanlıca, Keşkek, Külah, Ramazanlı,
Zindancılar, Kokurdan, Geyikbeli ve Ahmetoğlu gibi ilginç isimlere
sahip köyler bulunuyor.
Zindancılar Köyü Muhtarı Ahmet Sezer, uzun yıllar önce köylerinde
bulunan zindanda çalışanların aileleri ve yakınlarının da yerleşmesiyle
büyük bir topluluğun oluşmasından dolayı buraya "Zindancılar" ismi
verildiğinin büyükleri tarafından kendilerine anlatıldığını belirtti.
Gerdek Köyü Muhtarı İsmail Durmaz, geçmiş yıllarda köylerinin adının
"Himmetoğlu" olduğunu, ancak çevre ilçelerden birinde daha aynı isimde
köy bulunmasından dolayı özellikle mektupların yanlış yerlere
gönderildiğini belirterek, "Daha sonra köyün adı ’Gerdek’ olarak
değiştirildi. Ama şimdi özellikle gençlerimiz bu isimden rahatsız
oldukları için değişmesini istiyor. Köy ihtiyar heyeti olarak geçen yıl
isim değişikliği konusunda Zonguldak Valiliğine başvurduk" diye konuştu.
Ahmetoğlu köyü Muhtarı Fahrettin İnan, geçmiş yıllarda köylerinde su
kaynaklarının bol olmasından dolayı ilk olarak ’Ahmet’ isminde okumuş
kültürlü birisinin yerleşerek çiftlik kurduğunu, daha sonra gelen
ailelerin ise ’okumuş, kültürlü insanın köy yerinde ne işi olur’
diyerek bu kişiye ’Deli Ahmet’ lakabı taktığını ve köyün isminin "Deli
Ahmet’ olarak kaldığını söyledi.
İnan, geçen yıl Zonguldak Valiliğine yaptıkları başvuru sonrasında
köyün adının "Ahmetoğlu" olarak değiştirildiğini kaydetti.
BARTIN
Bartın’daki Gerişkatırcı köyünün muhtarı Murat Aktaş, çok eski
tarihlerde köyün içinden geçen İpek Yolu’ndan katırlarla yük
taşındığını ve bu hayvanlar dinlendikleri için köyün isminin ihtiyar
heyeti tarafından "Gerişkatırcı" olarak belirlendiğini söyledi. Aktaş,
özellikle gençlerin köyün isminin değiştirilmesini istediklerini ifade
etti.
Yeşilkaya köyü muhtarı Cemal Baç, geçmişte köylerinin adının "Kirlik"
olduğunu, 2004’de köy ihtiyar heyeti ve köy halkının isteği üzerine
"Yeşilkaya" olarak değiştirildiğini kaydetti.
SİVAS
Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Savran köyünün ismi Sarıkavak,
Ebesil köyünün ismi Samankaya, Çakal köyünün ismi Çiçekliyurt, Kızıldon
köyünün ismi Demirköprü, Çıhsıyan köyünün ismi ise İkili olarak
değiştirildi.
Gemerek ilçesine bağlı bazı köylerin isimlerinde değişiklikler yapıldı.
Deliler köyü Yeşilöz, Kırıklı köyü Tatlıpınar, Örtlek köyü ise Cesurlar olarak isimlendirildi.
Ulaş ilçesine bağlı Çavdar köyünün İtkıran mezrası Yeşildiyar, Mağara
köyünün adı ise Gürpınar olarak değiştirildi. Akıncılar ilçesine bağlı
Arap köyü İkizyurt adını aldı. Sivas merkeze bağlı Sinekli köyünün ismi
ise Düzova olarak değiştirildi.
Bu arada, Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı "Öküzlü Köyü" sakinleri,
2003 yılında, köylerinin isminden dolayı kendileriyle dalga geçildiğini
öne sürerek, ismin değiştirilmesi için Valiliğe başvurmuştu.
Dönemin Tokat Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu başkanlığında toplanan İl Genel
Meclisi, "Öküzlü" köyünün adının "Özenli" olarak değiştirilmesini
kararlaştırmıştı.
TRABZON
Trabzon’un Akçaabat ilçesindeki 9 mahalleden biri olan Dürbinar Mahallesi, ismiyle dikkat çeken yerlerden biri.
Köy muhtarı Veysel Sivrikaya, ilçenin en kalabalık mahallelerinden
Dürbinar’ın isminin zaman içerisinde yöresel ağızla değişerek
oluştuğunu söyledi.
Mahallenin kurulduğu alanda pekçok su kaynağı bulunduğunu ifade eden
Sivrikaya, "Atalarımız, bol su kaynağına sahip, gür akan derelerin
bulunduğu bu bölgeye ’Gürpınar’ adını vermiş. Zaman içerisinde ağızdan
ağıza dolaşan bu isim, harflerinin değişime uğramasıyla ’Dürbinar’
haline gelmiş" diye konuştu.
Zaman zaman mahallelerinin isminin yanlış yazıldığını, özellikle resmi
yazışmalarda sıkıntı yaşadıklarını kaydeden Sivrikaya, "Çoğunlukla
’Dürpınar’ olarak yazılan mahallemizin ismi, artık Akçaabat ile
özdeşleşti. Bu ismi değiştirmeyi düşünmüyoruz" dedi.
GÜMÜŞHANE
Gümüşhane’ye bağlı Duymadık köyü, ismini ilginç bir öyküden alıyor.
Köy muhtarı Alim Ayyıldız, köylerinin Gümüşhane’de ismi değişmeyen
ender köylerden olduğunu ifade etti. Ayyıldız, cumhuriyet dönemi öncesi
bölgede yaşanan Rus, Rum ve Ermeni işgallerinin köylerinde
yaşanmadığını, köyün isminin buradan doğduğunu kaydetti.
İşgal dönemlerinde köylerinin çevresinin ormanlarla kaplı olduğunu,
işgal kuvvetlerinin bölgeden geçerken köylerini görmediğini belirten
Ayyıldız, şöyle konuştu:
"Çevre köylere indiler, ancak bizim köye inmediler. İşgal kuvvetlerini
idare eden komutan, ’Aşağıya inmeyelim. Türk askeri olabilir, tuzağa
düşebiliriz’ demiş. Askerlerini Bayburt’a yöneltmiş. Bayburt’a varınca
komutana üst komutanı ’Ormanlık vadide bir köy vardı oraya da uğradınız
mı’ diye sormuş. Komutandan ’köy görmedik’ yanıtını alan üst komutan,
’Hiç mi köpek havlaması, tavuk sesi, hayvan sesi duymadınız’ diye
sorunca, sorunun yanıtı ’duymadık’ olmuş. Bu köyün adı da komutanın
verdiği ’duymadık’ yanıtından kalmış." Ayyıldız, köylerinin isminin
bazı yerlerde alay konusu olduğunu da belirterek, "Köyümüzün bazı
ihtiyaçları oluyor. Devlet dairelerinden istemeye gidiyorum. Bana
’Muhtar, Ruslar gelmiş gitmiş, senin köyü ne görmüşler ne duymuşlar,
biz de senin ihtiyaçlarını şimdilik duymadık’ diyerek beni geri
çeviriyorlar" dedi.
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesine bağlı Deliler köyünün muhtarı Yunus
Demirtaş, başlangıçta ’Deliller’ olan köyün isminin zaman içerisinde
’Deliler’e dönüştüğünü belirterek, köylerinin isminin değiştirilmesi
için Valiliğe dilekçe verdiklerini söyledi.
Aynı ilçeye bağlı ilginç isimli bir köy de Dayısı köyü. İsmini köy
halkının birbirlerine "dayısı" diye hitap etmelerinden alan köyde 92
kişi yaşıyor.
RİZE
Rize’de bulunan köy ve mahallelerin çoğuna, Rumca olan isimleri
cumhuriyet döneminde değiştirilerek Türkçe isim verildi. Bu isimler
verilirken genellikle köyün bulunduğu yerdeki bir özellik dikkate
alındı.
Fatih Sultan Mehmet, Rize’yi fethetmesinden sonra bugünkü Ardeşen
ilçesinin bulunduğu bölgeyi iç taraflarda yaşayan insanların neşeli
olmaları anlamında "Ardı Şen" olarak adlandırdı. Zaman içinde ilçe
Ardeşen olarak anılmaya başlandı.
Rize merkeze bağlı Çorapçılar Mahallesi muhtarı Osman Kuk, uzun yıllar
önce mahallelerinde çok sayıda kişinin çorap dokumasından dolayı
mahallelerine bu adın verildiğini söyledi. Bazen başka illerden
kişilerin kendisini arayarak çorap talep ettiklerini ifade eden Kuk,
"Bana ’Orada herhalde çorap fabrikası vardır. Bize çorap gönderebilir
misiniz’ diyenler bile oldu" dedi.
Yağlıtaş Mahallesi muhtarı Yener Aslan ise Rize’nin her tarafında çayın
rahatlıkla yetiştiğini, ancak mahallelerinde pek fazla yetişmediğini
kaydederek, "Mahallemizin toprağı yağlı olduğundan çay yetişmesine pek
uygun değil. Bu nedenle mahallemize Yağlıtaş denildi" diye konuştu.
KONYA
Konya kent merkezinde Çukur, Tarhana, Tırılırmak, Durunday,
Ekmekkoçu, Kuzgunkavak, Gemalmaz, Selam, Hoşhavanata ve Aksinne gibi,
ilk duyan kişilere farklı gelen mahalle isimleri dikkat çekiyor.
Konya’nın merkez Meram ilçesinde "Arapöldüren" isimli bir cadde ile aynı isimle anılan eski bir semt bulunuyor.
Kent merkezinde ise Karşı, Süslü, Teklif, Kumocağı, Emen, Ceberdet,
Mendilli, Aşçıbaşı gibi pekçok kişiye farklı gelen sokak isimleri de
yer alıyor.
Konya ve ilçelerinde Dinlendik, Mülayim, Mantar, Tipi, Çiller, Acıdort,
Başgötüren, Bakırtolu, Karadona, Yavşankuyu, Cankurtaran, Yaşarlar,
Ölmez, Ayışığı, Babuşçular, Böğrüdelik, Çöl, İshakuşağı, Başlamış,
Delimahmutlu, Kuran, Kargalı, Kurduşağı ve Aliçerci köyleri bulunuyor.
Konya’nın Çumra ilçesi Bardakçı Mahallesi’ndeki 15 sokak, Adana, Elazığ, Samsun gibi kent isimlerini taşıyor.
GAZİANTEP
Gaziantep’teki Şehreküstü semtinin de ilginç bir öyküsü var.
Gaziantep’in ilk yerleşim bölgeleri arasında olan tarihi Gaziantep
Kalesi’nin yakınlarındaki bir evde oturan aile, rivayete göre, değişik
nedenlerden dolayı semt sakinleriyle anlaşmazlığa düşmüş. Bu aile, 200
yıl kadar önce başka bir semte ev yaptırmış ve burada yaşamaya başlamış.
Bu semte, aile eski semtlerine hiç uğramadığı için Şehreküstü adı verilmiş.
Kepenek Mahallesi ile ilgili rivayete göre, 350-400 yıl kadar önce
bölgede çok sayıda ceviz ağacı ve bu ağaçların yanında bir pınar varmış.
Çobanlar bu pınardan hayvanlarına su içirirmiş. Bu pınar, çobanların
giydikleri kepenek isimli giysi ile anılmış daha sonra da bu isim
mahalleye verilmiş.
Pişirici Mescidi’nin de bulunduğu tarihi Suyabatmaz Mahallesi’ni ise
mükemmel altyapı ve sel kanalları nedeniyle ne kadar yağış olursa olsun
hiç su basmazmış. Zamanla büyüyerek kentin en büyük mahalleleri
arasında yer alan bu mahalleye, bu özelliğinden dolayı Suyabatmaz
denilmiş.
KİLİS
Kilis merkeze bağlı "Yavuzlu" beldesine, Osmanlı Padişahı Yavuz
Sultan Selim’in 24 Ağustos 1516 tarihinde Memluk Sultanı Kansu
Gavri’nin ordusunu bozguna uğrattığı Mercidabık Savaşı’nın yapıldığı
bölge olması dolayısıyla bu ad verilmiş. Yavuzlu, her yıl 24 Ağustosta
yapılan Mercidabık Zaferi’nin yıl dönümü törenlerine ev sahipliği
yapıyor.
ADIYAMAN
Adıyaman’daki Musalla Mahallesi ile ilgili rivayete göre,
mahallede bir musalla taşı varmış. Burada cenaze yıkanır ve cenaze
namazları kılınırmış. Alanda, tabutun üzerine konulduğu bir musalla
taşı bulunduğu için buraya bir cami yapılmış ve ismi Musalla Camisi
olmuş, mahalleye de bu isim verilmiş.
Mara Mahallesi’nde "Mara" lakaplı bir hoca varmış. Bu hoca, mahalledeki
ahşap cami ve minaresinin bakım ve onarımını yaparmış. Zaman içinde
camiye Mara Camisi, mahalleye de halk tarafından çok sevilen hocanın
lakabı verilmiş.
Başka bir rivayete göre, kentin kuzeyindeki bahçeler, kente 5 kilometre
mesafedeki Pirin kaynağından gelen suyla sulanırmış. Su aktığı sırada
çıkan sesler nedeniyle, "gürültülü, bol ve sürekli olarak" anlamına
gelen "harhar" kelimesi mahalleye isim olarak verilmiş. Harhar
Mahallesi’nin ismi, daha sonra Fatih olarak değiştirilmiş.
KAHRAMANMARAŞ
Kahramanmaraş ilçe merkezinde 77 mahalle bulunuyor. Bu
mahallelerin çoğu, Kurtuluş Savaşı yıllarında kahramanlık gösterenlerin
isimleriyle anılıyor. Birçok mahalle ise tarihteki önemli kişilerin
isimlerini taşıyor.
Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü olan 12 Şubat,
kente istiklal madalyasının verildiği günü simgeleyen 5 Nisan, Fransız
işgaline karşı direnişi sembolize eden halk kahramanı Sütçü İmam’ın
yanı sıra sokaklara Dumlupınar, Sakarya, Ertuğrul Gazi, Eyüp Sultan,
Genç Osman, Osman Gazi, Hacı Bayram Veli, Mevlana, Mimar Sinan, Şeyh
Şamil, Orhan Gazi, Oruç Reis, Kanuni, Yavuz Sultan Selim, Karacaoğlan,
Hürriyet, Fevzi Paşa, Gazipaşa, İsmet Paşa, Piri Reis, Yahya Kemal,
Necip Fazıl Kısakürek isimleri verilmiş.
ŞANLIURFA
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesine bağlı Gözelek köyü Muhtarı Cuma
Ağırtaş, köylerine bağlı "Sıçan Mezrası"nın adını birkaç yıl önce
"Yeniköy Mezrası" olarak değiştirdiklerini söyledi.
Alay konusu olan mezranın adını, köylülerin tepkisi üzerine değiştirmek
durumunda kaldıklarını belirten Ağırtaş, şöyle konuştu:
"Mezraya bu adı kimin verdiğini bilmiyorum. Fakat büyüklerimizin
anlattığına göre, köyde çok sayıda tarla faresi varmış, bu nedenle
’Sıçan Mezrası’ adı verilmiş. Köylüler başlangıçta bu durumdan rahatsız
olmamış ancak yeni nesil bunu gurur meselesi yapınca mezranın adını
değiştirmek için Siverek Kaymakamlığına müracaat etmiştik. Kısa sürede
sorunu çözerek, köylülerin haklı tepkisini önlemiş olduk."
Şanlıurfa’nın Örencik köyüne bağlı olarak 35 yıl önce kurulan "Küçük
İstanbul" mezrasının da ilginç bir öyküsü var. Vatani görevini
İstanbul’da yapan ve bu kente hayran kalan Acemi Demirel, 35 yıl önce
kurulan mezraya "Küçük İstanbul" adının verilmesini sağlamış.
Acemi Demirel’in, aynı mezrada çiftçilikle uğraşan oğlu Faik Demirel,
babasının askerliğini yaptığı İstanbul’dan çok etkilendiğini;
Şanlıurfa’ya döndükten sonra Örencik köyüne bağlı olarak kurulan
mezraya "Küçük İstanbul" adının verilmesini istediğini ve bu isteğin
kabul edildiğini bildirdi.
ERZURUM
Erzurum’daki en ilginç isme sahip sokağın "Gereksiz Sokak" olduğu ifade ediliyor.
Merkeze bağlı Dağ Mahallesi’nde bulunan sokağın adının neden "Gereksiz"
olduğunu bilmediklerini ifade eden yetkililer, "Belediyemiz, söz konusu
sokağın adının değiştirilmesi için çalışmalara başladı. Eylülde
yapılacak Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında bu sokağın adının
değiştirilmesi planlanıyor" dedi.
Öte yandan, Erzurum’un Narman ilçesine bağlı Dazlak köyünün adının Çamlıyayla olarak değiştirildiği belirtildi.
Çamlıyayla Muhtarı Uğur Akay, köylerinin adının Dazlak olması nedeniyle
sıkıntı yaşadıklarını belirtti. Akay, "Köyümüzün adını söylediğimizde
bizimle dalga geçiyorlardı. Bu nedenle Narman Kaymakamlığına başvurduk.
İçişleri Bakanlığının da onaylamasıyla köyümüzün adı Çamlıyayla olarak değiştirildi" diye konuştu.
Ardahan’da ise en ilginç sokak isminin "Unuttum" olduğu belirtildi.
Ardahan Belediyesi Fen İşleri Müdürü Naci Özdemir, Unuttum Sokağı’nın
adının "Recai Köksoy Sokağı" olarak değiştirildiğini söyledi.
ADANA
Sanat, spor ve iş dünyasına çok sayıda ünlü yetiştiren Adana’da
Fatih Terim ve Yılmaz Güney sokakları, Yaşar Kemal yürüyüş yolu, Hasan
Şaş Bulvarı, Hacı Sabancı ve Özdemir Sabancı caddeleri bulunuyor.
İlde bulunan Mahfesığmaz Mahallesi’nin ismi ise vaktiyle bu bölgeden
Toros Dağları’ndaki yaylalara göç eden yörüklerin develerinin
sırtlarındaki "mahfeler"in, dağlık ve taşlı dar patikaya sığmamasından
geliyor. Fransızca’da "depo" anlamına gelen Debboy Caddesi’nin ismi ise
işgal yıllarında bölgeyi yığınak merkezi olarak kullanan Fransızlardan
kalmış.
OSMANİYE
Osmaniye’de Maymunsuyu köyünün isminin değiştirilmesi için dönemin
muhtarı merhum Mehmet Ali Yılmaz tarafından Toprakkale Kaymakamlığına
dilekçe verilmiş. Kaymakamlık, dilekçelerinde "onurlarını kırıldığını"
belirten köylüleri haklı bularak, köye "Sazlık" adının verilmesini
kararlaştırmış.
Araplı beldesinin adı da dönemin Belde Belediye Başkanı İsmet Kılıç’ın
Adana Valiliğine yaptığı başvuru üzerine "Cevdetiye" olarak
değiştirilmiş.
Yazar Yaşar Kemal’in doğduğu Hemite köyünün isminin ise köy halkının
isteği üzerine 1980’lı yıllarda "Gökçedam" olarak değiştirildiği
biliniyor.
HATAY
Hatay merkeze bağlı Yeşilpınar beldesi Belediye Başkanı Malik
Kılıç, yerleşim biriminin hayvancılık yapanların gelip konaklamaları
nedeniyle "Camusayna" ismiyle bilindiğini, pınar geçtiği için 1960
yılında bunun "Tosunpınar"a dönüştüğünü, 1994 yılında belde statüsüne
kavuşmalarının ardından bunu da "Yeşilpınar" olarak değiştirdiklerini
kaydetti.
Hatay merkeze bağlı Toygarlı beldesi Belediye Başkanı Selahattin Kara
ise önceden yayla anlamına gelen "Tellikümbelek" olarak anılan yerleşim
birimine 1960 yılında "genç, delikanlı" anlamına gelen "Toygarlı" adı
verildiğini söyledi.
DİYARBAKIR
Diyarbakır’ın Suriçi beldesindeki Savaş Mahallesi’nin sakinleri,
sürekli savaş ismini duymaktan rahatsız olduklarını belirterek,
mahallenin isminin değiştirilmesini istediler.
Savaş Mahallesi Muhtarı Lokman Bakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
mahallelinin her yerde savaş kelimesiyle karşı karşı kalmaktan rahatsız
olduğunu belirtti. Bakır, "Çünkü anlamı hoş değil. Belediye Meclisi’ne
başvurarak mahallenin ismini ’Barış’ olarak değiştirmek istiyorduk
ancak Diyarbakır’da Barış Mahallesi olduğundan ’Aydınlar’ ismini almak
istiyoruz. Gerekirse imza toplayacağız" dedi.
SİİRT
Siirt merkeze bağlı Çöl köyü Muhtarı Kenan Özbey, köylerinin adını değiştirmek için başvuruda bulunduklarını söyledi.
Özbey, "Çöl ismi ürkütücü. Köyümüz teröre 11 şehit vermiş bir köydür.
Bu nedenle buna uygun bir ad verilmesini istiyoruz. Daha önceki
yıllarda Aydınlar ilçesine bağlı Kılbasan köyünün adı da Akyayla olarak
değiştirilmişti" dedi.
Kafamızda taşıdığımız 1 kilo 350 gramlık koca bir labirent. Her gün
tepemizde ve bizi o yönetiyor. Bazen duygusal, bazen sinirli; kimi
zaman manik, kimi zaman depresif. En güzel duyguların da, şeytani
emellerin de planlayıcısı o... Sırlarla dolu, kapalı ve karanlık bir
kutu gibidir beynimiz. İşte beynin çözülemeyen 9 sırrı!
1. Bilgi nöronlarda nasıl kodlanıyor?
Beynin
en karışık işlemlerinden bir tanesi, bilginin kodlanması. Bu süreçte
beyindeki nöronlar, yani sinir hücreleri, zarlarının dışında elektrik
akımı oluşturuyor. Bu elektrik akımları, ‘akson’ adı verilen uzantılara
ulaşarak, onlar vasıtasıyla gerekli olan kimyasal sinyallerin açığa
çıkmasını sağlıyor. Bu akımlar sayesinde dünyayla, çevremizde olup
bitenle ilgili bilgiler beynimize aktarılıyor. “Ne görüyorum?”, “Aç
mıyım?”, “Hangi sokağa sapayım?” gibi sorulara yanıt işte böyle
bulunuyor. Bilim adamları, beyindeki bilgilerin tek tek hücrelerin
içinde biriktirilmediğini tahmin ediyorlar. Bu bilgilerin ‘hücre
grupları’ tarafından depolandığı düşünülüyor. Ancak hangi nöronların,
hangi hücre gruplarına ait oldukları henüz bilinmiyor. Şu anki
teknoloji ise binlerce nöronu aynı anda ölçecek kapasitede değil. Tek
bir nöronun bağlantılarını bile şu an elimizde olan teknolojilerle
görüntülemek imkânsız. Tek bir nöronun, yaklaşık 10 bin nörondan bilgi
ve sinyal aldığını biliyor muydunuz? Beynin içindeki elektrik akımı
sayesinde ise sinyal alışverişi çok hızlı olabiliyor. Bilim adamlarına
göre, sinir sistemleri arasındaki bilgi aktarımının tek yolu, bu
elektrik akımları değil. Bu nedenle, ‘bilgi taşıyan’ başka hücreler
keşfetmeye yönelik araştırmalarını sürdürüyorlar. Burada, ‘glial
hücreler’ üzerinde duruluyor.
2. Anılar beyinde nasıl saklanıyor ve nasıl tekrar hatırlanıyor?
Bir
kişinin ismi gibi, yeni bir şey öğrendiğinizde beynin yapısında
birtakım fiziksel değişiklikler meydana geliyor. Ancak bu
değişikliklerin hâlâ ne tür değişiklikler olduğunu, nerelerde meydana
geldiğini, bilginin nasıl depolandığını ya da yıllar sonra tekrar
hatırlanarak tekrar nasıl gündeme getirildiğini anlayamıyoruz. Beyinde
çeşit çeşit hatıralar var. Ancak beyin, ‘kısa dönem anılarla’ (yeni
öğrenilen bir telefon numarasını hatırlamak gibi), ‘uzun dönem anıları’
(geçen yıl doğum gününüzde yaptıklarınız gibi) birbirinden bir şekilde
ayırıyor. Bilim adamları ‘öğrenme’ ve ‘hafızada tutma’ şeklinin değişik
beyin şekillerine bağlı olduğunu düşünüyorlar. Beyin travması ya da
beynin zarar görmesi ise bu yetenekleri bozabiliyor.
3. Beyin, geleceği nasıl öngörüyor?
Çoğu
zaman gelecekle ilgili birtakım planlarımız ve öngörülerimiz olur.
Geleceğin nasıl şekilleneceğini düşünürüz. Beynimizde, gelecekle ilgili
bir şekil vardır. Ancak beynin bu ‘gelecek simülasyonunu’ nasıl yaptığı
henüz anlaşılmış değil. Beyin, dünyayla ilgili öngörülerde nasıl
bulunabiliyor? Bilim adamları hâlâ bunun yanıtını arıyor.
4. ‘Duygu’ ne demek?
Beyin,
sadece bilgi biriktiren bir organ değil; aynı zamanda duygu,
motivasyon, korku ve umutları barındıran bir organ. Bütün bunlar
bilinçaltında olan şeyler aslında... Örneğin beynin duygularla ilgili
bölümü sinirli yüzlere, o yüzleri görmeden de tepki verebiliyor.
Kültürler arasında da temel duyguların dışa vurulması, aslında
birbirine benziyor. Hatta Darwin’in de gözlemlediği gibi, temel
duyguların ifade edilmesi bütün memelilerde benzer. Bilim adamları,
insanların fiziksel tepkilerinin sürüngenlerin ve kuşların tepkilerine
çok ciddi bir şekilde benzediğine dikkat çekiyorlar. Özellikle de
korku, öfke ve anne-baba sevgisini hepsi benzer bir şekilde gösteriyor.
Duyguların beyinde nasıl işlediği üzerinde bilim adamları hâlâ
çalışıyorlar. Duygulara aslında bir çeşit hesaplama ya da ‘ölçüm’ şekli
gözüyle bakılabilir. Yani duygular, aslında hızlı bir eylemi harekete
geçiren bir ‘durum tespit özetidir’. Nöro-bilimcilerin en önemli
hedeflerinden biri ise duygu ve düşünce durumunda ortaya çıkan
bozuklukları anlamak. Mesela depresyon... Depresyon, çağımızın en
önemli, en yaygın duygu bozuklukları arasında yer alıyor. Şiddet ile
dürtüsel saldırı ya da öfkenin de duyguların doğru bir şekilde kontrol
edilememesinden kaynaklandığı düşünülüyor.
5. Zekâ nedir?
Zekâ
farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Ancak ‘biyolojik’ açıdan zekânın
ne anlama geldiği henüz bilinmiyor. Milyarlarca nöron, bilgiyi
‘harekete geçirmek’ için nasıl birlikte çalışıyor? Gereksiz bilgi
beyinden nasıl siliniyor? İki kavram ‘birbirine uyunca’ ve böylece bir
soruna çözüm bulduğunuzda, beyinde neler oluyor? Zeki insanlar bilgiyi
beyinlerinde ‘hatırlaması kolay’, ayrı bir bölgede mi muhafaza
ediyorlar? Beyin fonksiyonlarının temel işleyişiyle ve nöronlar
arasındaki bağlantılarla ilgili, bilim adamlarının elinde hâlâ çok az
bilgi var. Ancak zekânın, beynin tek bir alanıyla değil, pek çok
bölgesiyle ilgili olduğu üzerinde duruluyor. İnsan beyninin diğer
canlılardan farkı hâlâ araştırılıyor
6. Beyin, ‘zamanı’ nasıl algılıyor?
Alkışladığınızda
ya da parmağınızı ‘şıklattığınızda’ sesi mi daha önce duyarsınız,
hareketi mi daha önce görürsünüz? Her ne kadar duyma yeteneği, görme
yeteneğinden daha hızlı çalışsa da, parmakların görüntüsüyle, çıkarılan
ses aynı anda gerçekleşiyormuş hissi doğuyor. Yani beyin pek çok olayın
aynı anda gerçekleştiği ‘hissi’ yaratarak aslında bizi ‘kandırıyor’.
Beynin zamanla ‘oynadığını’ aslında çok kolay anlayabilirsiniz. Aynanın
karşısında sol gözünüze bakın. Daha sonra bakışınızı sağ gözünüze
kaydırın. Gözlerinizi diğer tarafa çevirmek bir zaman alıyor elbette.
Ancak siz gözlerinizin hareket ettiğini görmüyorsunuz. Gözlerinizi
kırpıştırdığınızda da aslında gözleriniz çok kısa süreliğine de olsa
karanlıkta kalıyor. Ancak bu karanlığı da görmüyorsunuz
7. Nasıl uyuyor ve rüya görüyoruz?
Zamanımızın
üçte birini uyuyarak geçiriyoruz. Bebekler ise zamanlarının üçte
ikisini uykuda geçiriyor. Araştırmalara göre, az uyumak sinir
sisteminde bozukluğa yol açıyor. Araştırmalar, 10 gün uyumayan
farelerin, 10’uncu günün sonunda öldüklerini ortaya koyuyor. Canlılar
uyuduklarında beynin bir bölümü de uyuyor, ama uykunun mekanizması,
işleyişi hâlâ bilinmiyor. Uykuda nöronların aşırı derecede hareket
halinde oldukları biliniyor. Ayrıca önemli bir sorunu çözmeden önce
uyumanın, o sorunu çözebilmek açısından yararlı olduğu da düşünülüyor.
Düzenli uykunun, öğrenme kapasitesini de artırdığı söyleniyor. Özetle,
uyku sayesinde beyin bir şekilde gerekli bilgileri depoluyor,
gereksizleri ise ekarte edebiliyor.
8. Beynin ayrı ayrı olan sistemleri, birbirleriyle nasıl bütünleşiyor?
Gözle
bakıldığında, aslında beynin her bölgesi aynı görünüyor. Ancak
aktivitelerini, işlevlerini ölçtüğümüzde, her nöron bölgesinde farklı
bilgilerin kayıtlı olduğunu görüyoruz. Örneğin görme yeteneğini
ilgilendiren bölgenin içindeki alanlarda hareketler, yüzler, köşeler ve
renklerle ilgili çeşit çeşit bilgiler bulunuyor. Yetişkin bir insanın
beynini, çeşitli ülkelerin bulunduğu bir dünya haritasına
benzetebiliriz. Beynin içinde koku, açlık, acı, hedef koyma, sıcaklık,
öngörü ve daha pek çok şeyle ilgili ‘beyin ağları’ var. Farklı
işlevlerine rağmen bu sistemler birbirleriyle bir şekilde bütünleşerek
çok iyi bir işbirliğine giriyorlar. Bunun nasıl gerçekleştiğine dair
ise bilim adamlarının hiçbir fikri yok. Ayrıca beynin, sistemlerini
nasıl bu kadar hızlı bir şekilde koordine ettiği de henüz anlaşılmış
değil.
9. ‘Bilinç’ nedir?
İlk öpücüğünüzü düşünün. Bu,
hafızanızdan hiç çıkmaz. Peki bu hafıza, bu deneyimi yaşamadan, bu
deneyimin bilincinde olmadan önce neredeydi? Modern bilimde, ‘bilinç’
çözülememiş olan en önemli sırlardan biri. Bilinç, tek bir fenomen
değil. Peki ne? Bilinç, beyindeki hangi sistemlerle ilgili? Bilim
adamlarının bu konuda da hiçbir fikri yok... Şimdiye kadar yapılan
araştırmalara göre, bilinç konusunda, büyük bir ihtimalle yine bir grup
aktif nöron iletişim içinde. Bilincin altında yatan mekanizmanın
moleküllerle ya da hücrelerle ilgili olabileceği üzerinde de duruluyor.
Belki de mekanizma, bu sistemlerin etkileşimleriyle oluşuyor. Bilim
adamları bu sıralar bilincin, beynin hangi bölgeleriyle ilgili olduğunu
araştırıyorlar. Bunu keşfettikten sonra, bu bölgelerin neden
birbirleriyle iletişime geçtikleri araştırılacak. Ve beyin hakkında son
bir dip not daha...
İnsanoğlunun, sanıldığı gibi 3 milyon yıl önce değil, bundan çok daha önce, 6 milyon yıl önce iki ayağı üzerinde yürümeye başladığı belirlendi.
Dr. Robert Eckhardt, “insanın iki ayağı üzerinde, dik olarak yürüdüğüne dair kesin bulgular elde ettiklerini” söyledi.
Science dergisinde yayımlanan makaleye göre, şempanze boyunda, 6 milyon yıl önce yaşamış bir canlıya ait fosiller, Kenya’da bulundu.
Bulunan fosilin uyluk kemiğinin CAT olarak adlandırılan özel bir X-ray taraması sonucunda, insanın bu atasının iki ayağı üzerinde yürüdüğü kesinleştirildi.
Pennsylvania Devlet Üniversitesi’nden Dr. Robert Eckhardt, kemiğin yapısının karşılaştırmalı incelemesi sonucunda, “insanın iki ayağı üzerinde, dik olarak yürüdüğüne dair kesin bulgular elde ettiklerini” bildirdi.
Genetik bilimine göre şempanzeler ve insanın, ortak atasından 7 milyon yıl önce ayrıldığı belirtiliyor.
Yıl 2004 Subat
Günlerden, Sibirya soğunun geldigi gün.
Hava karardıktan sonra.
Yer Boğaz köprüsü, yolun Gayrettepe civarı.
Başından geçenleri anlatan....
Gayrettepe esnafı bir seyyar simitçi.
Abi, hava acayip soğuktu..
Kardan gözgözü görmüyordu..
Simitlerimi bitirmiş eve gidecektim...
Boğaz köprüsü yolundaki araçların hiç hareket etmediğini farkettim...
"Şu büfeden 1 karton sigara alsam.
Araçlarında bekleyenlere satabilir miyim acaba" diye düşündüm.
Satamazsam geri verecektim.
Nasıl olsa büfeci arkadaş.
1 karton Malboro aldım.
Tellerden atlayıp köprü yoluna çıktım..
1 dakika geçmemişti ki tüm sigaralarım bitti...
Saatlerdir bekleyenler 5 Milyondan sigaraları kapıştılar..
Simsiyah bir jipin içindeki bir adam beni yanına çağırdı...
"Oğlum, bana 2 marlboro verirmisin"
"Amca sigara bitti ama, gider getiririm"
Koşa koşa büfeye gittim.10 karton malboro aldım...
Eğer ceketimin cebinde saklamasaydim..
Siyah jipin içindeki amcaya sigara kalmayacaktı...
Siyah jipin içindeki amca bana 20 Milyon uzattı..
Paranin üzerini vemeye çalışırken.
"Sen bu karda bana sigara getirdin. Üstü kalsın" dedi.
Jipteki amcanın yanından ayrılırken.
"Bana su bulabilirmisin" dedi.
"Bulurum"diyerek büfeye koştum...
10 karton sigara 1 koli su aldım..
Yine, jipin yanina vardığımda, sadece amca için ayırdığım 2 küçük sişe su
kalmıştı.
Jipteki amca "Kaç para oğlum su" dedi.
Az önce adam 20 milyon verdi 2 sigaraya.
Şimdi su için para almak ayıp olurdu.
"Yok amca istemez"dedim..
"Benden zengin misin" diyerek 20 lik verdi..
Tam adamın yanından ayrılırken aklıma geldi.
"Amca karnın aç mı ?"
"Yiyecek birşey bulabilirmisin"
"Bulurum bekle" dedim.
Hızını artıran tipide koşarak telleri atlayıp büfeye geldim.
Artık Malboro kalmamıştı.
Ne bulduysam 10 karton daha aldım.
Giderken büfeciye "Bana 20 tane yarım ekmeğe, kasar-amerikan,salam-amerikan ve kaşar-sucuk sandviç yap. 2 tanesi torpilli olacak " dedim....
Sigaraları satıp geldiğimde, sandviçler hazırdı.
Hepsini folyalara sardırdım.
Amcanın yanına gelinceye kadar tüm sandviçler bitmiş ve yeni siparişler almıştım...
Kara jipteki amcanin torpilli sanviçlerini verdim....
Amca cüzdanını çıkardı..
Başladı yirmilikleri saymaya. 1,2,5,9,10. Ve 10 tane yirmiliği bana verdi.
"Bunu hakettin.Senin sayende,sigaram,suyum,yemeğim var.
Artık beklemek önemli değil" dedi.
Tesekkür ettim.
Yanından ayrıldım.
O gece büfedeki tüm sigaraları ve tüm ekmekleri sattım..
Bilmiyorum büfe ile çevreyolu arasında kaç sefer yaptığımı.
Ama çok fazla üşümüştüm.
Artık soğuktan ayaklarım tutmuyordu.
Eğer üşümemiş olsaydım daha çok şey satabilirdim.
Eve geldiğimde,eşim beni kuruladı.
Cebimdeki paraları masanin üzerine çıkarttım.
Ailece saydık.
Şimdiye kadar hiç 1.350.000.000 görmemiştim.
Not: Bu son yağan karda, herkes hazırlıklıydı. Ama ben yine de kazandım.
Anlatan : Simitçi
Tazmanya'da kadın ölen kocasının cinsel organını boynuna asmak zorunda!
Guam'da bakirelerin evlenmesi yasak. Bunun için kızlar bekaretlerini para karşılığı bu işi yapan kişilere bozduruyor!
Arizona'da patlak lastikli otomobil içinde sevişmek yasak. Kurala uymayan ön koltukta sevişen 50 dolar ödüyor
Gine'de evli kadını baştan çıkaran adamın el ve ayak parmaklarından
biri kesiliyor. Kesilen parça ilişkiye giren kadına yediriliyor!
Guyana'da banyoda seks yaparken yakalanan çiftler önce boyanıyor, sonra
da bir eşeğin arkasına bağlanarak şehirde gezdiriliyor!..
Colombia'da gelinin annesi gerdeğe giren çiftin yatağının kenarına oturarak ilk ilişkiye şahitlik ediyor!..
Hindistan'da evlere gündeliğe gelen kadınlar evdeki bekar gencin seksüel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda.
Laos'ta kadınların ayakları en erotik bölge kabul ediliyor. Bu nedenle kadınların ayaklarını göstermesi yasak.
Tayvan'da damadın akrabası ya da arkadaşı gelinin bekaretini alıyor.,
Gerekçesi; "Damat böyle sıkıcı bir işle zaman kaybetmesin!"
Liverpool'daki dükkanlar çocuklar vitrini seyrederken kadın vitrin mankenini soyamaz ya da giydiremez!.
Amboyna adasında ürünün az olacağı belirlenirse erkeklerin güneş
batımında çıplak olarak tarlaya gidip ekinlerin arasında masturbasyon
yapmaları gerekiyor!!!
Yaşamınız boyunca lazım olur mu bilmem ama aklınızda bulunsun...
Evlilik yüzüğü neden hep aynı parmağımızdadır da, neden İşaret parmağı Baş parmak ya da Serçe parmak değil de neden Yüzük Parmağı...
Evlilik yüzüğünü ilk defa eski mısır prensesi nefertiti takmıştır...O yıllardaki Tıbbın ne kadar ilerde olduğu ayrı bir tartışma konusudur ama yüzyıllar Sonra anlaşılmıştır ki direk kalbe giden tek damar evlilik yüzüğünü taktığımız Parmaktadır..
Başka hiç bir parmağımızdan direk kalbe giden bir damar yoktur...
1970'lerde, saçları dimdik, yukarıya doğru kalıp gibi yaptırmak moda
olmuş. Buna uymak için insanlar saçlarını yaptırıyo, haftalarca da
yıkamıyolarmış. Bir liseli kız, okulundaki en yüksek saç yarışmasını
kazanmak için saçlarını bu şekilde yaptırmış. Eve dönerken saçları
örümcek ağına takılmış ama farketmemiş. Okuldaki yarışmayı kazandıktan
sonra saçlarını birkaç hafta yıkamamış. E havasını atacak ya, banyoya
kafasına bi torba geçirip giriyomuş.
Bi gün okulda sınav olurken
kız aniden, şak diye bayılmış. Hastaneye kaldırmışlar, fakat maalesef
kurtaramamışlar. Doktorlar ölüm nedenini anlamak için otopsi yaparken,
kızın saçlarını aralayınca morgu binlerce örümcek basmış. Meğerse kızın
takıldığı ağdaki örümcek, kafasının içine yumurtlamış ve o örümcekler
sonraki birkaç hafta da kızın kafa derisini kemirip beynine girmişler.
Bu olaydan sonra Amerika'da, saçlarını öyle havaya doğru yapanlara
rastlanmamış gerçekmidir bilinmez.
1960'lı yıllarda ABD ile Sovyetler Birliği uzaya insanlı araç gönderen
ilk ülke olma yarışı içindeydilerTeknolojileri birbirine çokm yakınmış.
Bu nedenle iki ülkenin yürüttüğü proje hemen hemen aynı zamanda
bitecekmiş. Bilimadamları zamana karşı bir yarış içindeymişler. Fakat
yoğun çalışmalar sırasında Amerikalı bilim adamları, akıllarına daha
önce hiç gelmeyen bir sorunlar karşılaşmışlar.
Yerçekimsiz
ortamda astronotların not tutmak için kullandığı tükenmez kalemlerin
mürekkebi, kalemin üstünde birikiyor ve yazı yazılamıyormuş. O yıllarda
bilgisayarlar bu kadar küçük boyutlarda olmadığından, kağıda not almak
kaçınılmazmış. Bu sorunu gidermek için, projeyi geciktirmek pahasına,
NASA binlerce dolar harcayıp uzayda yazabilen bir kalem geliştirmişler.
Diğer
yanda, neredeyse aynı zamanlarda Rus bilim adamları da aynı sorunu
farketmiş. Ancak onlar sorunu çok daha çabuk ve ucuza çözmüşler.
Yörüngeye çıkacak olan Yuri Gagarin'in eline bir kurşun kalem
tutuşturmuşlar.
Böylece uzaya insan gönderen ilk ülke Sovyetler
Birliği olmuş. NASA, bu onuru elde edememenin böylesi aptalca bir
sebepten kaynaklandığını kamu oyuna açıklamaya korkmuş. Bu tarihi ayıp
yıllardır gizli tutuluyormuş.
<-Önceki::Sonraki->