Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler. İçenler, sigaralarını çakmak ya da kibritle yakarlar. Ve bunların bir kısmı da kanserden ölür.
Ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalışan hiçbir işçinin, sigarasını yakmak amacıyla 600 tonluk pres makinesinin arasından emekleyerek geçip
2450 santigrat sıcaklığındaki fırına ulaşmaya çalışırken can verdiği görülmemiştir.
Türkiye'de görülmüştür, Karabük'te...
*********************
Bütün dünyada haşerat, özellikle sivrisinek vardır, buralarda da sinek ilacı kullanılır.
Ama, sivrisinek yutup da midesine kaçan sineği öldürmek üzere ağzına Shelltox sıkmak suretiyle zehirlenip ölen, Türkiye'dedir.
İstanbul, Sultanbeyli'de...
*********************
Dünyanın her yerinde insanlar berbere gidip tıraş olurlar
Ama hiçbir berber, rahatlatmak amacıyla müşterinin kafasını sağa sola kanırtırken adamın boynunu kırıp onu öldürmemiştir.
Türkiye'de öldürmüştür, Erzurum'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde bankamatikten para çekmek için düğmeye bastığınızda elektrik çarpmaz ve ölmezsiniz
Türkiye'de ölürsünüz, Bozcaada'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde, otoyolda giderken radyoda duyduğu göbek havası eşliğinde göbek atmak için arabayı 'sağ şeride çeken' ve az sonra da arkadan gelen arabanın çarpması
sonucu ölen bilinmez.
Türkiye'de bilinir, Adapazarı'nda...
*********************
Nüfus sayım günü sokağa çıkma yasağı nedeniyle bomboş otoyolda (Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yoktur ve olamaz) sayım görevlisi 'bariyerlere' çarpıp ölmez.
Burada ölür, Gebze'de...
*********************
Dünya?nin hiçbir yerinde aynı işyerinde biri gece, biri de gündüz
vardiyasında çalışmakta olan ve her ikisi de 'mobilet' kullanan bir baba-oğul, birisi işten çıkıp eve gider, öteki evden işe gelirken bir kavşakta karşılaşmazlar ve birbirlerine selam vermek için ellerini kaldırınca çarpışıp her ikisi de ölmezler.
Burada olur, Konya'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde marangoz atölyesinde çalışan işçiler paydosta üzerlerindeki talaşları temizlemek için birbirlerine 'kompresör' tutarlarken, biri ötekine şaka yapmak için kompresörü onun arkasına tutmaz, öteki de 'şaka öyle olmaz böyle olur' diye aynı kompresörü berikinin makatına sokmaz ve adam bağırsakları patlayarak ölmez.
Bizde olur, İstanbul, Ayazağa'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde gemi mühendisi kazanı kontrol etmek için kazana girdiğinde biri gelip kazanın kapağını kapatmaz ve sonra da gemi yola çıkmaz.
Bizde olur, Kocaeli, Dilovası'nda...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde bir adam ayakkabısının içine kaçan taştan kurtulmak için elektrik direğine yaslanıp ayakkabısını çıkarıp silkelediğinde, yoldan geçen bir başkası onu elektrik çarptığını sanmaz ve elektrikle bağlantısını kesmek amacıyla kafasına kürekle vurarak onu öldürmez.
Bizde öldürür, Rize'de..
-- BİZ BAŞKA BİR ALEMİZ YA
Erkan64
Karısının sözünden hiçbir şekilde çıkmayan bir iş adamı varmış.
Bu adam bir gün iş için Japonya'ya uçacakmış ki karısı ondan gelirken bir sincap getirmesini istemiş.
Adam tamam karıcım diyerek Japonyaya uçmuş. İşlerini bitirdikten sonra
karısının isteği üzerine bir sincap almış ve havaalanına gitmiş. Kapıda
uçağa hayvanların bindirilemeyeceğine ilişkin bir yazı görmüş ve WC'ye
gitmiş.
Sincabı donunun içine koymuş. Uçağa binmiş. Uçak havalandıktan bir süre sonra adam bi "Ah" çekmiş. Yanında oturan adam
-"Beyfendi noldu bişeyiniz mi var?" demiş.
Adam yok bişey diyerek geçiştirmiş... 1 saat kadar sonra bir kez daha "Ah" çeker. Bu sefer bütün yolcular sorar;
-"Beyfendi noldu bişeyiniz mi?" var diye.
Adam yine yok bişey diyerek geçiştirir.
Kısa bir süre sonra yeniden "Ah" çeker ve hosteslerden biri gelip
-Beyfendi ne oldu bişeyiniz mi var der. Adam yine yok bişey der. Uçak
artık Türkiyeye inmek üzeredir; bizim ki öyle bir "AH" çeker ki
pilotlar bile gelip nasıl olduğunu sorarlar adam
-"Yok bişey siz sadece uçağı yere indirin yeter!" der. Uçak iner ve
bizim ki hemen WC'ye gider sincabı çıkarır ve başlar onunla konuşmaya:
-"***na kodumun sincabı, ***mizi dal sandın sallandın bişey demedik,
**tümüzü yuva sandın girdin çıktın birşey demedik, **aşşaklarımızı
ceviz sandın birbirine vurup kırmaya çalıştın bişey demedik, be
***spunun evladı o cevizleri o yuvaya sokmanın ne anlamı vardı?"
Yaşlı adamın birisi ıssız bir dağ yolunda yolculuğa çıkar.
Yolda otostop yapan şuh bir hatunu arabasına alınca gençlik yıllarını
hatırlayıp yavaştan bacaklarını okşamaya başlar ters bir tepki
almayınca cesaretlenip memelere kadar gelince kadın adama ne yaptığını
sorunca ihtiyar radyoda istasyon arıyorum der bu cevap üzerine kadın
elini ihtiyarın aletinde şöyle bir gezdirip...
- Boşuna uğraşma bu antenle bu radyo çekmez der.
Amerikalı milyoner bir bayan, genç ve yakışıklı avukatını yanına çağırır ve der ki:
- Artık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada
misafirim. Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim ederiz... Onun içindir
ki sana vasiyetimi yazdırmak istiyorum.Avukatı da:
- Tabi hanımefendi, diyerek hemen kağıt ve kaleme sarılır. Kadın başlar saymaya...
-Benim bildiğin gibi hiç kimsem yok.bugüne kadar hep tek başıma
mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı.Kendimi
bildim bileli iş hayatının içindeyim.Sadece iki dileğim
olacak.Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar.Bana öldüğümde 99
milyon dolar harcanarak öyle görkemli bir cenaze töreni hazırlansın ve
yapılsın ki; bütün ülke bunu günlerce konuşulsun der.Avukat:
- Evet efendim anladım, der ve "İkinci dileğiniz ne" diye sorar.Yaşlı
ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı
avukatına:
- Bugüne kadar hiç kimseyle beraber olmadım ve hala bakireyim.Dediğim
gibi bugün yarın göçüp gideceğim bu fani dünyadan.Bu zevki tatmadan
ayrılmak istemiyorum ve benimle iş tutmayı kabul edecek kişiye de geri
kalan 1 milyon doları vereceğim der.Avukatın gözleri açılır ve:
- Anladım efendim, diyerek kendisine bu konuda yardımcı olabileceğini
söyler. Genç avukat akşam eve geldiğinde kara kara düşünmektedir.Karısı
bir şeyler olduğunu anlamıştır ve konuyu avukatın açmasını bekler.En
sonunda adam karısına açılır ve o günkü yaşlı milyonerle aralarında
geçen konuşmayı anlatır.
Eşi de 1 milyon dolara bu işi yapacak birilerini bulabileceğini söyler
ve bunu problem yapmamasını söyler.Avukat en sonunda ağzındaki baklayı
çıkarır ve:
- Hayatım biliyorsun bugünlerde benim de işlerim pek yolunda gitmiyor
ve 1 milyon dolar da çok iyi para hani diyorum eğer sen de kabul
edersen bir kereden bir şey olmaz.Hem ihtiyarın hayrını alırız hem de
iyi bir para
kazanmış oluruz ne dersin? diye sorar.Genç kadın biraz düşündükten sonra:
- Haklısın hayatım zaten yolun sonuna gelmiş durumda hem 1 milyon dolar
da çok iyi para bence bir mahsuru yok der.Genç avukat gelişmelerden son
derece memnun ve sabahı zor eder.Doğru yaşlı milyonerin yanına gider
ve:
- Efendim, eğer sizin için de bir sakıncası yoksa 1 milyon dolarlık
vasiyetinizi yerine getirmek için talibim.Zaten milyoner bakirenin
arayıp da bulamadığı bir olay.
- Peki o zaman yarın sabah saat 10:00 da malikaneye gelirsin ve bu işi
bitiririz der.Akşam avukat son derece neşeli evine gider ve eşine
milyoner bakireyi razı ettiğini ertesi gün bu iş için saat 10'da evine
gideceğini
söyler.Eşi de:
- Peki o zaman yarın seni ben bırakırım tahmini ben seni 10:30 gibi
yine oradan alırım, diyerek anlaşırlar.Aynen planlandığı gibi ertesi
sabah kadın avukatı malikaneye 10 da bırakır ve gider.10:30 civarında
evin önüne gelir ve beklemeye başlar.Evde hiç kıpırtı yok.
- Neyse, der kadın 5-10 dakika uzayabilir önemli değil diye
düşünür.Saat 11'e doğru artık dayanamaz ve başlar dıt dıt kornaya
basmaya.Evden hala ses yok.Birkaç dakika sonra tekrar dıt dıt.Gene çıt
yok.Artık kadın iyice sinirlenmeye başlar ve hiç aralıksız kornaya
basar.Daaaaaattttttt !!!!! daaaatttttt...!!!!!! Derken pencereden yarı
çıplak vaziyet de genç avukat çıkar ve eşine seslenir:
- Sevgilim sen bugün git benim ne zaman geleceğim belli değil.Kadın fikrini değiştirdi.Cenazemi belediye kaldırsın diyoooor.
Üç Kız üniversiteden üç ayrı bolümden birincilikle mezun olmuşlar.
Rektör kendilerini çağırmış ve sizleri hayata hazırlayacak soruma cevap
verebilirseniz vereceğim başarı belgesi ile kolayca iş bulabileceksiniz.
Birinci kız içeri girer ve hoca sorar;
-Kızım senin kaç tane ağzın var?
-İki tane var hocam.
-Hangisi büyük? diye sorar hoca;
Kız normal ağzını göstererek, bu büyük diye cevap verir.
-Hoca niçin o büyük diye sorar
- Kız;
Bunun dişleri çıktı öbürünün daha çıkmadı der ve sınavı kazanır....
İkinci kız içeri girer ve hoca sorar;
-Kızım senin kaç tane ağzın var?
-İki tane var hocam.
-Hangisi büyük? diye sorar hoca;
Kız şeyini göstererek, bu büyük diye cevap verir.
-Hoca niçin o büyük diye sorar.
Kız;
Bunun bıyıkları çıktı öbürünün daha çıkmadı der ve sınavı kazanır....
Üçüncü kız içeri girer ve hoca sorar;
-Kızım senin kaç tane ağzın var?
-İki tane var hocam.
-Hangisi büyük? diye sorar hoca;
-Kız normal ağzını göstererek, bu büyük diye cevap verir.
-Hoca niçin o büyük diye sorar
Kız; bu emziği bırakalı 20 sene oldu ama aşağıdaki daha yeni başladı emmeye.
Karlı bir kış günü genç bir adam dağda mahsur kalmış soğuktan ve
açlıktan ölmek üzereyken bir ışık görmüş, ışık bir evden geliyormuş.
Neyse adam evin kapısını çalmış, kapıyı yaşlıca bir kadın açmış adamı
içeri almış, adam açım susuzum filan derken adamın karnını doyurmuş
yatarken yaşlı kadın iki kızını çağırmış, adama tanıtmış, bak demiş bu
büyük kızım geçen yıl dul kaldı, bu küçük kızım halen bekar.
Biz bu evde üçümüz yaşarız...
Adam bir bakmış hepsi birbirinden güzel ama yani ayıp olacak neyse
akşam olunca yatmaya karar vermişler, ama kadın fazla yatağımız ve
odamız yok demiş biz kızlarla beraber yatarız sende yerde yatarsın
demiş adama....
Adam kabul etmiş ve hepsi aynı odada yatmışlar....
Biraz zaman geçince adamın aklına tabi malum aktivite gelmiş ama nasıl olur hepsi beraber uyuyorlar diye sesini çıkaramamış....
Biraz daha zaman geçince, dul kız başlamış sayıklamaya:
- Dula gel, dula gel diye adam dayanamamış tabi hemen çıkmış yatağa
dula sokulmuş, biraz takıldıktan sonra bekar kız başlamış konuşmaya:
- Bolu bırak dara gel, bolu bırak dara gel...
Adam mutlu bir şekilde kıza yönelmiş ama arada anne yatmakta....
Adam tam geçerken kadının üstünden kadın başlamış sayıklamaya:
- Bok yeme sıradan gel, bok yeme sıradan gel..
İsveçli bayan turist turla peri bacalarına gezmeye gelir.. Turun son günleri yaklaşırken, turu öneren kız arkadasının önerisinini de unutmamıştır..
- ''Mutlaka bir Türk erkeğiyle sevişmelisin şeyleri çok büyük oluyo muhteşem beceriyorlar''..
Turun son günü, dağ tepe kafileyle dolaşırken dağda yere yatmış bir çoban görür ve işte tam fırsatı deyip, kafileden geri kalıp çobana yaklaşır ve çobana çat pat türkçeyle beni becer der.. Çoban da yere yatırıp hakkıyla bir güzel becerir..
Turist;
- ''Arkadaşım söylemişti ama bu kadar muhteşem olacağı aklıma gelmezdi Gel seni İsveç'e götüreyim''..
Çoban;
- ''Neden?''..
Turist;
- ''Ömrümün sonuna kadar benimle yatarsın... Bu kadar büyük Şey isveç'te kimsede yok''..
Çoban;
- ''Olmaz.. gelemem.. burda çok işim var''...
Turist kız inanılmaz derecede ısrar edince...
Çoban;
- ''Madem bu kadar ısrar ediyorsun, o zaman sen isveçe abimi götür''..
Turist;
- ''Abin'de beni senin kadar güzel becerir'mi''...
Çoban;
- ''Valla oarasını bilmem ama bizim köye geçen sene bir boz ayı dadanmış bütün köye zarar veriyordu Abim peşine düştü, kıstırıp bi geçirdi Ayı bir senedir abime bal taşıyo gerisine sen karar ver''...